Yurt Dışında Master: KU Leuven


“Yurt dışında yüksek lisans/doktora” yazı dizimin ikinci yazısına hoş geldiniz! Programımızın bu haftaki konuğu Ayşe Kılıç 🙂



Şu an hangi okulda ve bölümde yüksek lisans yapıyorsun? Programının linkini paylaşabilir misin?

Yüksek Lisans : Ku Leuven (Katholic University of Leuven ) à
Doktora : Ku Leuven à Vlaamse Instituut voor Biologie (VIB) Brain and Disease Center





Neden yurt dışına gittin? Türkiye’de istediğin konuyu çalışan biri olsaydı kalır mıydın? Bildiğin kadarıyla yurt dışı ve Türkiye’deki yüksek lisans eğitimlerini karşılaştırabilir misin?

Belçika’da lisans 3 sene (180 kredi) ve yüksek lisans 2 sene (120 kredi). Toplamda bu beş senelik eğitim hayati birbirinin devamı gibi ve beş senenin sonucunda sizden 300 ects kredi toplamanız bekleniyor. Ben lisansı Boğaziçi’nde okurken zaten hâlihazırda 240 kredim vardı çünkü bizde lisans 4 sene. Bu yüzden Türkiye’de masterda ders yükü daha azken ne yazık ki Belçika’da daha fazlaydı. 2 sene boyunca aslında lisansta aldıklarımın da benzeri olan dersleri tekrardan aldım diyebilirim.

Ama master çalışmaları konusunda Belçika’daki sistemin daha sistematik ve kontrollü olduğunu söyleyebilirim. Türkiye’de master yapan birçok arkadaşım bazen bağımsız projelerinin olmamasından, danışman eksikliğinden ya da hocalarının aşırı beklentilerinden yakınıyorlar. Öbür yandan hocaları çalışmalarını, sonuçlarını yeterli bulmadığı için masterını süresinde bitiremeyip uzatmak zorunda kalan da birçok insan tanıyorum.

Mastera neden yurt dışına gittiğime gelirsek, mastera başlarken kafamda ne alanda çalışmak istediğim vardı ama spesifik olarak çalışmak istediğim bir konu yoktu. Zaten olması da gerekmiyor, insan kendi ilgi alanlarını ve çalışma konularını işin içerisindeyken zamanla keşfediyor, o yüzden ben master için illa şu konuyu çalışan bir hoca olsun da onun yanına gideyim diye düşünmenizi tavsiye etmem. Bence okulun eğitim düzeyi, imkânları ve çalışılan konuların çeşitliliği master için okul seçerken daha önemli olmalı. 

Yurt dışına gitme imkânı olan herkes bunu deneyimlemesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü akademide olabildiğince farklı insanlarla tanışmak, hocalardan ders almak ve farklı deneyimler kazanmanın önemli olduğunu biliyorum. CV’deki yurt dışı deneyimi araştırma bütçelerine ya da üniversitede grup lideri olmak için açılan pozisyonlara başvuruda çok önemli. Ama master illa da yurt dışında yapmanız gereken bir şey değil. Bu söylediklerim daha çok doktora için geçerli şeyler. 

Yurt dışında çoğu öğrenci masterını kendi ülkelerinde yapıyorlar ya da maksimum masterda başka ülkelere erasmusa gidiyorlar. Çünkü burada master daha çok lisansın devamı gibi görünüyor ve kimse aslında bunun için ülke değiştirmiş olmanızı beklemiyor. Benim şu an doktoraya başladığım enstitüde masterını Boğaziçi’nde yapmış arkadaşlar da doktora öğrencisi olarak başladılar. Yani özetlemem gerekirse imkânınız varsa ya da burs bulabilirseniz bence kesinlikle masterı yurt dışında yapın ama bu akademide başarılı olmanın ilk ve tek şartı değil.


Yüksek lisans yaptığın okulu neye göre seçtin? Şehir/ülke seçerek mi ilerledin yoksa okulun ünü veya eğitimi iyi olduğu için direk okul mu seçtin?

Bu seçimi yaparken benim kriterim özel hayatımdı J Erkek arkadaşım Belçika’da yaşadığı için ben de sadece Belçika’daki okullara başvurdum. Aslında lisans hayatım boyunca burs olanakları ve Türkiye’deki popülerliğinden ötürü Almanya’ya başvururum diye düşünüyordum ve diğer ülkeleri pek araştırmamıştım. Belçika’nın en iyi ve Avrupa’nın en iyi 5. üniversitesi olduğu için KU Leuven’e başvurdum. Sonradan da iyi ki Belçika’ya gelmişim diye düşündüm. Bence Avrupa’da sosyal sistem ve yaşanılabilirlik olarak en iyi ülkeler Belçika ve Hollanda. Okulumun imkanları oldukça iyiydi ve Belçika’da yaşamak gerçekten çok huzur verici.



Okulları ve programları bulmak için hangi web sitelerini kullandın?

Sadece Belçika’ya başvurduğum için çok fazla bir araştırma yapmama gerek kalmadı. Sadece KU Leuven’in web sitesine baktım diyebilirim. J



Okula genel bir başvuru yapıp okuldan mı kabul aldın yoksa önce hocayla anlaşıp hoca mı senin okula alınmanı istedi?

Master için okulun programına başvurdum. Zaten okula kabul almak oldukça kolay, eğer belirli bir ortalamanın üzerindeyseniz (ki benimki 2.81’di yani çok da yüksek sayılmaz) ve 94 üzeri TOEFL scorunuz varsa sizi almamaları için pek bir sebep olmuyor. Ama benim Boğaziçi’nden olmamın da etkisi olmuş olabilir çünkü admission office’deki görevli bana ortalamamın düşük olduğunu ama Boğaziçi’nin iyi bir üniversite olduğunu bildikleri için beni kabul ettiklerini söylemişti J



Başvurudaki en önemli şey sence ne? Referans mektupları mı, motivasyon mektubu mu, not ortalaması mı, yoksa tecrübe mi?

Lisans hayatım boyunca 4 tane staj yaptım (2 tane okulun lablarında uzun süreli ve 2 tane yurt dışında yaz stajı) ve hepsinden de iyi referanslar alabilirdim ama başvururken referans mektubu istemediler. Ondan sonra doktoraya başvururken de istemediler. Bu okuldan okula değişen bir şey tabi ki, isteyen okullar olduğunu da biliyorum. Ama geriye dönüp bakınca keşke okuldaki lablarda sene içerisinde uzun stajlar yapacağıma daha fazla çalışıp ortalamamı yüksek tutsaydım ve sadece yazları bir iki labda yurtdışında staj yapsaydım diyorum, en azından burs alabilirdim ortalamam yüksek olsaydı. 

Bence en önemli şey not ortalaması, her ne kadar bazen referanslara ve motivasyon mektuplarına bakıyoruz deseler de ilk elemeyi hep not ortalamasıyla yapıyorlar. Sakın ben çok staj yapayım da hocanın referansıyla her yere girerim diye düşünmeyin!! Önceliği her zaman derslerinize verin ve illa okulun lablarında çalışmak ve referans almak istiyorsanız Special Project dersleri alın. Lisans öğrencisi olarak yıllarca bir labda çalışıp her ders çıkışı laba gitmek sizin önceliğiniz olmamalı.



Sence “iyi” bir CV’de aradıkları şeyler neler? Ders dışı aktiviteler, kulüpler vb ne kadar etkili?

Başvuruları kabul ederlerken ders dışı aktivitelere ve kulüplere baktıklarını hiç sanmıyorum. Ama bunu cv’niz için değil kendiniz için yapmalısınız. Üniversite yılları çok güzel yıllar ve sadece ders çalışıp kariyer hesaplamaları yaparak geçirilmemesi gereken zamanlar. Bence kariyer için en en en önemli şey sizin karakteriniz! Sadece cv’nize yatırım yapıp kişilik açısından kendinizi geliştiremezseniz bence not ortalamanızın da stajlarınızın da çok önemi yok çünkü dünyaya sadece çalışmaya ve sadece bundan keyif almaya gelmiyoruz. Boş vakitlerinizde yapmaktan keyif aldığınız şeylerin olmasını veya vakit yaratacak kadar sevdiğiniz başka ilgi alanlarınızın da olmasını tavsiye ederim.



Lisans hayatında yaptığın stajlardan bahseder misin? Sana katkısı, etkisi neler oldu? Hem araştırma anlamında hem iş disiplini için neler öğrendin?

Sanırım bu sorunun cevabını referans mektuplarından bahsederken biraz verdim. Ama biraz daha ayrıntılı açıklamam gerekirse stajlarda bilimsel olarak öğrendiklerimden daha çok akademide işlerin nasıl ilerlediğini öğrendim. İlk öğrendiğim şey; sorumlulukların az ve önemsiz görünse bile sana verilen işi en güzel şekilde yap ve amaaan zaten ben burada pek işe yaramıyorum deyip pes etme. Sanırım bu referans mektuplarında sana en çok artı puan kazandıracak şey.

Eğer yurt dışındaysan (özellikle Almanya’da) laba giriş çıkış saatlerine ve iş disiplinine dikkat ediyorlar. Nasılsa projem çok ağır değil isimi bitirir çıkarım diye düşünmemek lazım, labda zaman geçirip kendi kendinize okuma yapmanız, anlamadıklarınızı sizinle ilgilenen doktora öğrencisine ya da postdoca sormanız hem sizin için çok yararlı (çünkü hayatınızın her alanında size bir şeyi öğretmekle görevlendirilmiş ve her saçma sorunuza sabırla cevap verip sizi aydınlatacak insanlar bulamayabilirsiniz) hem de az önce dediğim gibi referans mektubunuza kesinlikle olumlu yansıyacak bir davranış.

Stajlarda öğrendiğim en önemli şeylerden biri de sevsem de sevmesem de insanlarla aynı yerde çalışma zorunluluğum olduğu ve kişisel sebeplerle pes etmemem gerektiği oldu. Master yaparken de bu özelliğim isime çok yaradı J Tabi bu sadece akademi için değil çalışacağınız her alan gerekli olan bir özellik ama akademi için bu özelliğin en güzel kazanıldığı yer kendi comfort zonunuzdan çıktığınız, başka ülkelerde başka lablarda çalışmak. O yüzden bir labda bir yıl çalışmaktansa iki farklı labda birer yaz çalışmanızı tavsiye ederim.



Sence seni neden kabul ettiler? Tek bir sebep söyleyecek olsan ne derdin?

Mastera kabul sebebim ortalamam, okulum ve TOEFL scorumdu çünkü tek baktıkları şeyler bunlardı Ama doktora için konuşmam gerekirse tek sebep benim kişisel motivasyonum diyebilirim. Master araştırmamı şu an doktora yaptığım labda yaptım. Normalde Belçikalı öğrenciler ikinci yılın başında master araştırmalarına başlarlarken ben ilk yılın ortasında başlamıştım ve bütün yaz labda çalışmaya devam ettim. Birlikte çalıştığım doktora öğrenciyle sadece haftalık toplantılar yapıyorduk ve ben genellikle bağımsız çalışıyordum. Master araştırmalarım boyunca elde ettiğim sonuçlar aşırı başarılı değildi ama soruna yaklaşma biçimim, sorduğum sorular ve çalışma disiplinim hocamın bana doktoraya kalmamı teklif etmesi için etkili oldu diyebilirim.



Başvuru sürecinde ya da lisansta pişman olduğun bir şey var mı, şunu yapsaydım ya da yapmasaydım dediğin?

Lisansta derslerime önem vermediğim için pişmanım. Ben hep önemli olan iyi bir bilim insanı olmak diye düşünüp ilk seneden labda çalışmaya başladım ve dersler bir şekilde kendiliğinden olur gider diye düşünüp onları salladım J Şimdiki aklım olsa derslerden yüksek notlarla geçip 3’un üzerinde bir ortalamayla mezun olmayı hedeflerdim, tabi ki bu sadece burslara başvurabilmek için işime yarardı, yoksa ortalamanızın kaç olduğunun ne kadar başarılı bir insan olduğunun göstergesi olduğunu düşünmüyorum. Lisanstan 2.81’le mezun oldum ama masterdan 120 kişi içerisinden ilk 5te mezun oldum. Tek fark masterda ders çalışmayı ciddiye almış olmam.



Eğer girdiysen GRE ve TOEFL hakkında önerin var mı?

Toefl’a girdim. Boğaziçi’nde İngilizce eğitim aldığımız için TOEFL’in çok zorlayacağını düşünmüyorum ama bu kesinlikle hiç çalışmadan girin demek değil J ben toefl’a hazırlanırken en son essayi hazırlıkta yazdığımı fark etmiştim ve bilimsel kelime dağarcığım olmasına rağmen essaylarda kullandığımız süslü kalıpları çoktan unutmuştum. Hazırlıkta yazdığım essaylari okudum ve ayni konularda tekrar essaylar yazdım.

TOEFL’in official deneme sınavı kitabını aldım, içerisinde 5 tane deneme sınavı vardı, onları tekrar tekrar yaptım. Speaking, Listening ve reading için de youtubeda alıştırmalar var. Ben 101/120 aldım ve okul 94 istiyordu. Bu scoru almak için de toplamda 40 saatten fazla çalışmışımdır.



Lisanstaki araştırmalarınla aynı konuda mı yüksek lisans yapıyorsun? Değilse kabul almaktaki motivasyonun neydi, nasıl ikna ettin?

Lisansta sadece tek bir konuda araştırma yapmadım. Ama şu an çalıştığım konuyu çalışırken stajlarda öğrendiğim şeyleri azar azar kullanıyorum. Stajlarımın 2’sinde sinekle çalışmıştım şu anda da sinekle çalışıyorum. Stajlarımın birinde sinapslarla ilgili çalışmıştım, şu anda da orada öğrendiğim methodları kullanıyorum. En son stajımda biyoinformatiğe biraz giriş yapmıştım ve onun üzerine biraz da kendim koyarak şimdi o stajda öğrendiklerimi de kullanıyorum J

Dediğim gibi mastera kabul alırken onları ikna etmem gerekmedi ama doktoraya kabul alırken tek belirleyici etmen benim motivasyonum ve çalışma disiplinim oldu. Hocalar mastera ve doktoraya kabul ederken ondan öncesinde ne kadar bildiğinize çok bakmıyor açıkçası, görmek istedikleri tek şey sizin ne kadar meraklı, motivasyonlu ve öğrenmeye açık olduğunuz. Birçok insan doktorasına bile masterda yaptığından çok çok farklı projelerle başlıyorlar.

Hele ki masterda sizden bir deneyiminiz olmasını hiç kimse beklemiyor gerçekten. Zaten Avrupa’daki çoğu öğrenci hiç staj yapmadan sadece okullarını bitirip mastera başlıyorlar ve ilk deneyimlerini bu sürede ediniyorlar. Çoğu Türk öğrencinin neden lisansta bir sürü staj yaptığına akıl sır erdiremiyorlar hatta J Tabi stajlarım mastera başladığımda daha bağımsız olmamı sağladı çünkü aynı model organizmayla çalışıyordum ve muhtemelen birkaç ay sürecek hazırlık ve öğrenme periyodunu atlamış oldum.


Yüksek lisanstan sonra planın ne? İş hayatı mı düşünüyorsun, bulunduğun yerde ne gibi iş imkanları var, yoksa doktoraya mı devam edeceksin?

Şu an doktoraya devam ediyorum. Çalıştığım enstitü Brain and Disease Center ve nörodejenerasyon/Parkinson hastalığı üzerine çalışıyorum. Çalıştığım yerden oldukça memnunum çünkü alanlarında çok başarılı hocalarla sürekli bire bir tartışma ve iş ortaklığı imkânımız var. Burada çalışırken elimin altında maddi ve manevi her imkân var ve beni kısıtlayan/sınırlandıran hiçbir şey yok.



Yüksek lisans öğrencisinin hayatı nasıl geçiyor? Çalışma saatleri, koşulları, maddi durumlar nasıl?

Burada ilk sene sadece ders aldık, o da haftalık ortalama 10 saat kadardı. Ama ilk dönemdeki derslerim ikinci döneme kıyasla biraz daha zordu ve daha önce görmediğim derslerdi (data analizi, istatistik ve R studio kullanmak gibi), o yüzden ilk dönemim daha çok ders çalışmakla ve Felemenkçe kursuna gitmekle geçti (bu zorunlu değil, kendi isteğimle gittim). İkinci dönemimde fazla boş vaktim olduğu için master araştırmalarımı yapacağım hocanın yanına gidip “ben eylüle kadar beklemek istemiyorum hemen başlasam olmaz mı” diyerek kendi isteğimle erken başladım. Yani çalışma saatleri size kalmış biraz.

İkinci senemde bazı arkadaşlar her boş vakitlerinde laba giderken bazıları arada sırada uğradılar. Ama tabi bu sene sonundaki tez notlarını ve yazdıkları tezin kalitesini etkiledi. Çalışma koşullarına gelirsek de koşullar oldukça iyi. Maddi anlamda hiçbir kısıtlama yok diyebilirim. Master öğrencisi olarak benim şuna ihtiyacım var dediğimde istediğim şeyin siparişini verebiliyordum ve en geç bir hafta içinde elimde oluyordu.
Burs bulabildin mi? Burssuz yaşanır mı? Okuldan maaş ya da hocandan hibe alıyor musun?

Master öğrencilerine maaş ödenmiyor ama student job bulabilirsiniz. Bazı lablarda teknisyen gibi çalışıp saat başına ücret alınabiliyor ama master teziniz için harcadığınız saatler buna dahil değil. KU Leuven’de master yapabilmek için iki bursa başvurabilirsiniz (MasterMind ve Science@Leuven). Burssuz geçinmek için de ayda 800 euro civarı bir para yeterli olur diye düşünüyorum, tabi bir de her yıl ödenen registration fee var, bu biyoloji için yıllık 900 euro ama biomedical sciences için 6000 euro. Ben masterda burssuz okudum, şimdi doktoraya başladığım için maaş alıyorum. Doktora maaşları olarak Belçika kesinlikle Almanya, Fransa ve ABD’den daha iyi.



Vize sürecin hakkında bilgi verebilir misin? Bazen okulların ve bursların son başvuru tarihleri farklı oluyormuş. Ne kadar süre önce okula ve bursa başvurmalıyız?

Bence başvurmak istediğiniz okulların ve bursların bir listesini çıkarın, yanlarına istedikleri belgeleri yazın ve bir an evvel bu belgeleri toplamaya başlayın. Mesela iki farklı okul da referans mektubu istiyorsa ve siz bir kişiden referans mektubu isteyecekseniz iki kere ayrı ayrı sormaktansa bir kerede “hocam şu iki okula referans mektubu yollar mısınız” diyebilirsiniz. Çünkü hocalardan referans mektubu almak da bazen uzun bir süreç olabiliyor J Kabulünüzü zaten en geç haziran gibi alırsınız ve okullar eylülde açılıyor. Aradaki zaman da vizeye başvurmak için oldukça yeterli, bu konuda stres yapmaya hiç gerek yok J
Bunlar dışında eklemek istediğin bir şey var mı?

Evet var! J Yukarıda da bahsettiğim gibi Boğaziçi’nden yüksek bir ortalamayla mezun olmadım ve kendimi pek parlak bir öğrenci olarak da hissetmiyordum. Belçika’ya ilk geldiğimde aklımda hep Avrupalı öğrencilerin süper olduğu benimse onlara kıyasla hep daha kötü olacağım yanılgısı vardı. Sanırım bu yanılgının da etkisiyle lisansta ne kadar çalışmıyorsam tam tersi masterda ders çalışmaya başladım J Ve aslında Boğaziçi’nde aldığımız eğitimin Avrupa’daki okullardan eksiğinin değil fazlası olduğunu gördüm.

Boğaziçi’ndeki en büyük avantajımız donemde maksimum 40 öğrenci olmaktı. Bu bize hocalarla birebir iletişimde olabilmeyi ve derslerde bireysel olarak kendimizi daha çok ön plana çıkarabilmeyi sağladı. Burada ise biyoloji bölümü 120 kişilik ve hiçbir öğrencinin hocalarıyla bireysel bir iletişimi yok. Boğaziçi’nde bana katkı sağlayan en önemli şey ‘depertmantal elective’ yani bölüm seçmelisi olarak aldığımız derslerde okuduğumuz, tartıştığımız, eleştirdiğimiz ve sunduğumuz makaleler oldu. Lisans hayatim boyunca bu derslerden 3 tane aldım ve 6 tane 1’er saatlik makale sunumu yaptım ve buraya geldiğimde Belçika’daki öğrencilerin lisans hayatlarında en fazla birkaç tane 15 dakikalık sunumlar yaptığını öğrendim.

Buradaki öğrencilerin en eksik olduğu şey bir makaleye eleştirel yaklaşabilmek ve sunumlarda kendilerini açıklayabilmek ne yazık ki. Çünkü bizim kadar hocalarla birebir makale tartışabildikleri ve feedback alarak uzun uzun sunum yapabilecekleri fırsatları olmamış hiç. Şu an Boğaziçi’nde olup da bu blogu okuyan öğrencilere tavsiyem alabildikleri kadar çok sunum yapılan ve makale tartışılan dersler alsınlar ve o derslere gerçekten makaleleri okuyup gitsinler ve bol bol soru sorsunlar. Bence bundan sonraki akademik hayatınızda sizi asıl ön plana çıkaran şey eleştirel düşünebilmeniz ve kendinizi ifade edebilmeniz olacak.
Ve en önemlisi umutsuzluğa düşmeyin!! Bazen umutlu kalabilmek akademideki en zor şey olsa da günün sonunda kendisine güvenenler kazanıyor J


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir