Yurt Dışında Çalışmak: Japonya

Yurt dışı serimizin bu bölümünde, Japonya ’da tıp fakültesinde çalışan Melis Nur Akbulut var! Melis, lisanstan mezun olduktan sonra laboratuvarda çalışmaya başladı. Hem Japonya gibi farklı bir ülkede olduğu için, hem de yüksek lisans veya doktora yapmadan maaşlı bir şekilde çalıştığı için farklı bir bakış açısı verebileceğini düşünüyorum.

Şu an hangi okulda çalışıyorsun, labdaki görevin ne, biraz kendini tanıtır mısın?

Ben Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Biyomühendislik’ten 2019’da mezun oldum, 2019 Eylülden beri de Japonya ‘da Miyazaki Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Bulaşıcı Hastalıklar Departmanı’nda parazitoloji laboratuvarında araştırma görevlisi ünvanı ile çalışıyorum.

Okulun internet adresi : http://www.miyazaki-u.ac.jp/english/

Çalıştığım bölümde bir hoca haricinde tıp doktoru olan hoca yok, diğerleri biyoloji/entomoloji veya orman mühendisliği tarzı arka planlardan gelmiş araştırmacılar. Bu grup parazit davranış gösteren nematodlar üzerinde çalışmalar yapıyorlar, çalışmalar da ağırlıkla genomik araştırmaları üzerine. Ben bir post-doc araştırmacı ile birlikte bu araştırma grubunun bulmuş olduğu C. elegans’ın kardeş türü olan birnematodun davranışlarını inceliyorum.

Laboratuvarda genelde kendi başıma çalışıyorum, zaman zaman post-doc araştırmacı ne yaptığımı gözlemlemek için geliyor. Buraya gelmeden önce hoca benim de yüksek lisans ya da doktora öğrencileri gibi kendi araştırmam olmasını ve onun üzerinde çalışmamı istediğini söylemişti, şu an bir öğrenciden tek farkım derslere katılmıyor olmam.

Daha çok wetlab çalışmaları yapıyorum, chemotaxis ya da bacterial lawn üzerinde killing assay deneyleri her hafta laboratuvarda düzenli olarak yaptığım şeyler, hayvanların hayatta tutulması vs. gibi genel işlerin dışında. Bunlar dışında da gen tahmini, gen iyileştirmesi (gene curation) ve filogenetik çalışmaları yapıyorum başka türler için de. Biyoinformatik kısmım ne yazık ki biraz daha zayıf olduğu için yapabildiğim analiz sayısı biraz daha düşük şu anda. Yeni yapılacak bir analiz olduğunda bilen kişiden detayıyla öğrenip üstüne de ben ekleyerek bir sonraki analizlere dahil olabiliyorum.

Yıldız’da neler yaptın, hangi çalışmalara katıldın, şu an onlarla bağlantılı bir şey mi yapıyorsun?

Yıldız’da okul içinde sosyal aktiviteler dışında fazla bir şey yapma olanağım olmadı. Biyomühendislik için konuşursak doku mühendisliği ve biyomateryal üretimi gibi konularda çalışma imkânı olması dışında farklı alanlar için laboratuvar altyapısının olmamasından dolayı ne yazık ki ben okulumdaki laboratuvarlarda çalışamadım.

İlaç bağışıklığı ve virolojiye ilgim olduğu için, bu konular üzerinde çalışan biyoinformatikçi olması ve laboratuvarının olmaması üzerine, tez ve projemin araştırmasını in-silico olarak yapmıştım. Bunları yaparken kendi kendime öğrendiğim bazı analizler şu anda yeni öğrendiğim analizleri anlamamda kolaylık sağlıyor, bir de araştırma grubuna farklı bakış açıları kazandırma konusunda işime yarıyor. Diğer çalışma arkadaşlarımdan çok daha farklı bir bölümden gelmiş olduğum için bazı proje fikirlerine ya da deneylere bakış açım çok daha farklı oluyor, fikir alışverişi de bundan dolayı fazlasıyla verimli gerçekleşiyor çoğu zaman.

Yıldız dışında staj için gittiğim laboratuvarlarda immünoloji ve kanser biyolojisi üzerinde çalışmıştım, immuno labında yaptığım şeyler buraya ilk geldiğimde işe yaramıştı. Daha projemin ne olacağına karar vermemiş olduğumuz için doktora öğrencisine lazım olan organoid kültürlerini bana yaptırıyorlardı, onun dışında yapabilirim dediğim hiçbir şeyi yapma fırsatım olmadı açıkçası. Benim projemin de ne okuduğum bölümle ne de stajlarımla alakası var, ondan dolayı aşırı şekilde makale okuyorum.

Çalıştığım türün koku reseptörleri aynı cinsteki diğer türlere göre çok daha az olduğu için davranışlarını inceliyoruz ancak kemotaksis deneyleri yaparken değişik davranış modelleri gördüğüm için şu an birden fazla farklı deney yapıyoruz anlam verebilmek için. Yeni bulunmuş olduğu için türe dair bilgi oldukça sınırlı bundan dolayı da hayvanın yaptığı birçok şeye anlam veremiyoruz ne yazık ki.

İşe nasıl başvurdun? Mülakat süreci nasıldı, senden beklentileri neydi?

İşe başvurmam biraz şans eseri oldu açıkçası. Daha önce çalışmak için İngiltere’ye karar vermiştim ama İngiltere’nin çalışma vizesi verme sistemi biraz daha farklı çoğu yere göre, sponsor olabilmek için özel bir iznin olması gerekiyor ya da vizeye ihtiyacı olan kişinin o anda İngiltere’de yaşama hakkı olması gerekiyor. O özel izin de gerçekten güzel çalışma imkanı sunan üniversitelerde yoktu geçen sene ben araştırırken.

İstediğim yerde çalışmak için vize alamayacağımdan dolayı o sıra vazgeçip ne bulduysam başvurayım bari diyerek NatureJobs’da, LinkedIn’de ve Indeed’de iş arayışına girmiştim (birkaç site daha vardı ama iş ilanları genelde Indeed ile aynı olduğu için fazla kullanmadım onları).

NatureJobs’da Japonya ’da birkaç ilan gördükten sonra oralara da başvururken aklıma bir arkadaşımın daha önce post-doc için bu okula geldiği aklıma geldi, onun referansıyla da Miyazaki’deki hocaya departmanda (bulaşıcı hastalıklar da ilgimi çekiyordu) herhangi bir pozisyon olup olmadığını ve eğer varsa yüksek lisans yapmadan önce burada çalışmak isteyeceğimi söyledim. CV’mi yolladım, hoca da onun laboratuvarında araştırmacı olarak çalışabileceğimi, daha sonra da aynı okulda yüksek lisansa başvurabileceğimi söyledi. Bundan dolayı da açıkçası bir mülakattan geçmedim, anlaşma usulü hallettik aramızda.

Hoca sadece öncesinde bana bir proje vereceğini, daha projeye karar vermemiş olduğunu ama proje verildiğinde her şeyin kendi sorumluluğumda olacağını ve bu şekilde çalışmak istersem gelebileceğimi söyledi. Sanırım benden tek beklenti sorumluluk alabilmem oldu.

Bunun yüksek lisans veya doktoradan farkı ne?

Japonya ‘da yüksek lisans ve doktora öğrencileri hafta içi laboratuvarda çalışıp ofiste makale okuyup analiz yaparken, hafta sonları okulda derslere katılıyorlar. Hafta içinde yapılacak çalışmaların aksamaması ve öğrencilerin sürekli olarak git-gel yapmaması bir nevi zaman kaybının azaltılması için bu şekilde bir uygulamaya yönelmişler.

Böylece benim çalışma zamanım onlarınkine göre çok daha rahat oluyor, hafta sonlarım boş, zaten kontratım gereği de çalışma günleri dışında laboratuvara gelmem biraz sakıncalı. Kimse hayır demiyor ama gelmesen daha iyi olur çünkü laboratuvarda bir kaza olursa hem açıklayamayız hem de laboratuvarda olanlar sigorta kapsamına girmez denildi.

Yani sonuç olarak en büyük farkı ders almıyor olmam ve belirli bir danışmanım yok. Laboratuvardaki herkes danışmanlık yapıyor bana, kim ne biliyorsa o konuda yardımcı oluyor, yaptığım işler konusunda herkese danışıyorum.

Japonlar gerçekten de çok disiplinli çalışan insanlar mı, buna ayak uydurmak zor oluyor mu?

En azından burası için, disiplinden ziyade yapacak başka işleri olmamasından dolayı çok uzun saatler çalışıyorlar. Ailesi olan çalışanlar yapılacak başka işleri yoksa normal saatlerde eve dönüyor çoğu gün ama diğerleri laboratuvarda yapılacak bir şey yoksa bile, akşam 10-11’e kadar ofiste oturuyorlar, ya analiz ya da konularıyla ilgili araştırma yapıyorlar.

Mesela grubumuzun PI’ı apartmanında internet olmadığı ve evde yapacak bir şeyi de olmadığı için eve sadece uykusu gelince gidiyor. Ama sanırım herkeste işimi ne olursa olsun zamanında bitireyim disiplini var, benim için de bu çok bir problem yaratmadı, ben de işimi bitirmeden başka şey yapmaktan hoşlanmadığım için adapte olabildim onların sistemine.

Sadece kendi projeme ilk başladığım zamanlarda post-doc arkadaşın plansızlığından dolayı tatil günlerimde laboratuvara gelmek zorunda kalmıştım. Bundan pek hoşlanmamıştım açıkçası çünkü iş zamanında tam performans çalışıp eve iş götürmemek ve kendi zamanımda stres atmak ve ailemle zaman geçirmek benim için çok önemliydi. Bunu arkadaşıma açıkladıktan sonra deney planları tamamen benim sorumluluğuma geçti ve şimdi her şeyi çalışma günlerime dağıtıp işlerimi zamanında bitirebiliyorum, o zaman da çalıştığım günlerde geç saatlere kadar laboratuvarda bulunmak beni rahatsız etmiyor.

Japonya ’da akademik hayat nasıl, Türkiye ile karşılaştırabilir misin?

Hocalar açısından Türkiye’de işini gerçekten bilip severek yapan hocalarla aynı standarttalar, herkes çalıştığı konuyu derinlemesine bilip çok güzel şekilde de açıklıyorlar. Buradaki çoğu hoca için impact faktörü yüksek olan dergilerde yayın yapmak çok önemli, çok sık şekilde yayın çıkarmalarına rağmen hepsini Nature ve PLOS tarzı dergilerde yayınlamaları bana şaşırtıcı ve etkileyici gelmişti. Daha düşük bir yerde çıkacaksa ya çıkarma istemiyorlar ya da bunu nasıl büyük bir dergide yayınlarız diye üstüne düşünüp makaleyi geliştirip yayınlıyorlar.

Öğrenci açısından ise Japon öğrenciler Türk öğrencilere göre bana akademik ve sosyal olarak daha zayıf geldi. Biraz daha tek yönlüler, sadece kendi konuları üzerinde çalışıyorlar ama kimisinin yaptığı şeyin arka planını bilmediğini gözlemledim. Kendi çalışmalarıyla ilgili soru sorulduğunda donup kalıyorlar ya da bunun nedeni ne olabilir dendiğinde hipotez oluşturma konusunda çekingenler.

Ama yabancı öğrencilerde-genelde Malezya, Myanmar, Hindistan, Bangladeş ve Çin gibi ülkelerden geliyorlar- bunu gözlemlemedim, aynı Türk öğrenciler gibi yaptıkları işe çok hakimler ve aynı zamanda sosyal hayatları da var, tek yönlülükleri biraz daha düşük.

En büyük fark, Türkiye’de akademide kadro bulmak buraya göre çok daha kolay çünkü Japonya ’da emeklilik akademisyenler arasında çok geç yaşta gerçekleşiyor. Bundan dolayı da doktorasını bitiren kişiler belki istedikleri bir okulda ya da herhangi bir okulda kadro açılıp da kadro bulana kadar 2-3 post-doc pozisyonu gezmek durumunda kalıyor, Türkiye’dekiler benim anladığım kadarıyla kadroya girdikten sonra da kadronun güvencesini de taşıyarak post-doc vs. yapabiliyor ve oldukları okulda yükselebiliyorlar.

Başka öğrendiğim ilginç bir durum da makale yazarken İngilizce seviyesi genel olarak düşük olduğu için bu dilde yazmak için kendine güvenmeyen kişiler makalelerini Japonca yazıp daha sonra çeviri şirketlerine veriyorlarmış. Çoğunlukla anlama konusunda pek problemleri olmasa da yazma ya da konuşma konusunda biraz daha zayıflar. İngilizce’ye çevrilen makalelerini daha sonra uluslararası dergilere yolluyorlarmış yayınlamak için.

Japonya ’da yaşam şartları nasıl?

Japonya ’nın yaşam şartları bana kalırsa Kuzey ülkeleri gibi oldukça yüksek. Tabii ben bu konuda sadece kendi tecrübemden konuşabilirim ama akademi açısından maaşlar bana kalırsa oldukça yüksek, para biriktirmek veya araba/ev tarzı şeyler almak çok hızlı şekilde ulaşabileceğiniz hedefler. Hayatınızın erken evrelerinde bunlar hakkında endişe duymanızı gerektirecek bir durum olmayacağı için bence yaşam çok daha kolay, sadece kendi işine odaklanmak dışında pek bir probleminiz olmuyor.

Paranın alım gücü de çok yüksek olduğu için buna param yeter mi gibi bir derdiniz çok olmuyor. Yalnız meyve/sebze genel olarak ilginç şekilde pahalı ve az miktarda, sattıkları her şeyi burada bol bol yetiştirmelerine rağmen. Bana kalırsa bu da tüketim miktarını azaltmak ve herkesin gerçekten ihtiyacı olan kadar alması açısından yapılan bir uygulama olabilir. Herkes az ve ihtiyacı olan kadar almaya ve yemeye alışmış.

Sağlık sistemi Türkiye’deki gibi değil, biraz daha Amerikan tarzı, sağlık sigortasını ya kendiniz ödüyorsunuz ya da çalıştığınız yer size sağlıyor ve bu da doktora gittiğinizde masrafların sadece bir kısmını kapsıyor. Basit kan testlerinin sonucunu 2 hafta içinde alabiliyorsunuz mesela, Türkiye’de hemen aynı gün içinde sonucunu alabildiğiniz testlerin. Ancak doktorlar inanılmaz şekilde dikkatli derdini uzun bir süre dinliyorlar öncesinde basit bir kontrol bile olsa tüm bilinen hastalıklarını ve ailenin sağlık hikayesini anlatman gerekiyor, ona göre kontrol ediliyorsunuz, bu açıdan doktor ziyaretlerinden gerçekten yüksek performans alabiliyorsunuz.

Japonca bilmek gerekli mi?

Bana kalırsa uzun dönem yaşayacaksanız kesinlikle gerekli, ben de keşke biraz bilip gelseymişim diyorum çoğu zaman. En basitinden banka işleri gibi işleri halletmek istediğinizde dijitalleşme bu alanlarda yaygınlaşmamış olduğu için aşırı şekilde evrak işi ve bürokrasi ile uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. Bana iş yerindeki arkadaşlarım yardım ediyor birçok işte, bir noktada kendi işini kendin halledemediğin için biraz kötü hissediyorsun. Çoğu yer İngilizce hizmet vermiyor aynı zamanda, İngilizce hizmet veren servisler de genelde çok daha pahalı.

İngilizce bilen insan sayısı da gerçekten düşük ama bu benim küçük bir şehirde yaşamamdan dolayı da olabilir. İngilizce bilen yabancı sayısı da düşük genelde (yine Asya ülkelerinden gelen öğrenciler haricinde), burada olanlar da ya İngilizce öğretmenliği için gelmiş kişiler ya da Japon dili vs. okumak için gelip, Japon biriyle evlenip burada kalmış kendi işini kurmuş kişiler.

Yüksek lisans veya doktora için gelmek isteyenler için de İngilizce eğitim veren bazı programlar var, ama genel olarak hocaların İngilizce bilme seviyesi biraz düşük, zaten gelen öğrencilere de zorunlu olarak Japonca öğretiliyor iletişim biraz daha kolaylaşsın diye. Japonya ’da yaşayıp da akademide kalmak isteyen kişiler eğer eğitimlerini burada almışlarsa zaten yurtdışına çıkmayı pek düşünmüyorlarmış aynı zamanda, belki sadece post-doc falan için gençken gidip gelmek dışında genelde ülkelerinde kalmayı tercih ediyorlarmış. Bundan dolayı da sanırım başka dilleri öğrenme konusu çok umurlarında değil aynı zamanda Japon milliyetçiliği de halk arasında çok yüksek, kendi dilleri diğer dillerden çok daha önemli onlar için, dışardan gelen birinin de Japonca öğrenmesi çok daha gerekli.

Neden Japonya , nasıl cesaret ettin?

Japonya özellikle istediğim bir yer değildi, daha çok kendi konfor alanımdan çıkmak ve genç yaşta macera yaşamak istediğim için neresi olursa giderim şeklinde düşünüyordum. Biraz daha büyüdüğümde anlatabilecek hikayelerim olmasını istiyorum biraz da ondan dolayı da Japonya bana çok cazip geldi, bildiğim hiçbir yere benzememesinden dolayı. Buradan bir iş imkânı çıkınca fazla düşünmeden kabul ettim.

Gitmeme az kala vize için gerekli belgelerimin bana ulaşması biraz uzayınca açıkçası biraz geri adım atmayı düşünmüştüm, ama ailem ve eşim o süreçte aşırı şekilde destek oldular beni gaza getirme konusunda. İlk geldiğimde gerçekten çok ufak bir miktar paramız vardı ve yerleştiğimiz apartman aşırı şekilde kirliydi-Japon hamamböceklerimiz vardı aynı zamanda-, bundan dolayı en başta fazlasıyla pişman olmuştum ama daha sonra yavaş yavaş ekonomik durumumuz düzeldikçe ve ev yaşanabilir hale geldikçe burada yaşamayı çok sever hale geldim.

Maaş alıyor musun ya da bursun var mı?

Şu an asgari ücret civarında bir maaş alıyorum yarı zamanlı çalışan olduğum için. Hocanın öğrencisi olarak gitmemiş olduğum için burs veremediler, okulun bir çalışanı olarak işe alınmam tek yol olduğu için şu anda bu şekilde çalışıyorum burada. Öğrenci olmadığım sürece de herhangi bir burs verileceğini sanmıyorum.

Yüksek lisans yapmak istiyor musun, bu çalışman yüksek lisans sürecini olumlu ya da olumsuz etkiler mi?

Yüksek lisans yapmayı düşünüyorum ancak Japonya ’da yapmayı pek düşünmüyorum, çünkü yüksek lisans için verilen burs sayısı gerçekten az, 5000 euro senelik kayıt ücreti ve benim ilgimi çeken sadece bir program var ne yazık ki Japonya ’da. Burada kalmayı ne kadar çok istesem de sanırım farklı yerler düşüneceğim en azından yüksek lisans için, daha sonra doktora için gelmeyi düşünebilirim, çünkü hem burs veriliyor, burs olmazsa da en azından çalıştığın kurum sana hayatını düzgün şekilde geçirebileceğin miktarda bir maaş sağlıyor.

Şu anki çalışmamın olumsuz olarak bir etkisi olacağını sanmıyorum ancak ileride çalışmak istediğim konularla alakası olmadığı için belki yüksek lisansıma etkisi olmaz aşırı şekilde. İyi bir referans kazanacağımı ve değerli bağlantılar kazanmış olduğumu düşünüyorum, bunlar araştırma hayatıma gerçekten çok olumlu etki eder diye düşünüyorum.

Aynı zamanda burada çalışmak bana iyi bir çalışma ortamının nasıl olması gerektiğini, çalışma etiğini ve iyi bir çalışma grubunun üyeleri arasındaki dinamiğin nasıl olması gerektiğini göstermiş oldu. Hocalar ile öğrencileri arasındaki iletişimin normalinin nasıl olmuş olduğunu da görmüş oldum, sanırım buradaki gördüğüm ve normal, olması gereken diye düşündüğüm standartların daha altında çalışmak isteyeceğimi ya da çalışmayı kabul edeceğimi düşünmüyorum.

Belki bu benim yüksek lisans hayatımı olumsuz etkileyebilir gerçekten tatmin olacağım bir çalışma ortamı bulmak açısından. Sonuçta her insan aynı şekilde değil ve buradaki çalışma şartlarını her yerde bulmam da mümkün değil, ama genel olarak burada çalışmış olmamın benim kişiliğim hakkında da ileride çalışacağım yerlere çok şey söyleyeceğine inanıyorum.

Sonuç olarak şu an çalıştığım konunun yüksek lisansta seçmek istediğim yere ya da konuya çok etki edeceğini düşünmüyor olsam da, tüm bu tecrübenin benim akademik hayatıma ve hayatımın her alanına çok olumlu bir şekilde etki edeceğini düşünüyorum.

Vize sürecin hakkında bilgi verebilir misin?

Vize süreci öncelikle çalışacağın yerin ya da bir kişinin sana sponsor/kefil olması ile başlıyor. Benim için yanında olduğum hoca ilk olarak davet mektubu hazırladı, bunun için de Miyazaki’deki göçmen ofisine giderek biz böyle bir kişinin yurtdışından gelip bizimle çalışmasını istiyoruz deyip benim detaylı olarak bilgilerimi verdiler. Sonra da başvurunun yaklaşık 3-4 hafta bana vize verilip verilmeyeceğine dair karar verme sürecinden geçmesi gerekti.

Benimki biraz daha uzun sürdü çünkü burada yarı zamanlı çalışıyor olarak gözüküyorum, maaşımın az miktar olması süreci uzattı. Ama başvurumuz onaylandıktan sonra çok kolay oldu vize almak, sadece konsolosluğa gidip Japonya ’dan gönderilen davetiye belgesinin orijinalini verdim, aynı günün öğleden sonrasında çalışma vizem hazırdı. Ancak dediğim gibi maaş düşüklüğünden dolayı 3-4 haftalık süreç benim için 2 aya uzadı, Türkiye’den planladığım tarihte çıkışıma belki 2 hafta kala tüm evraklar hallolduğu için biraz daha geç gelmek zorunda kalmıştım buraya.

Aynı zamanda, normalde post-doc vb. için Türkiye’den gelen kişiler için çalışma vizesi sosyal ziyaret tarzı bir kategorinin altında veriliyor, ben profesör kategorisiyle geldim o da işi uzatmış olabilir belki diye düşünüyorum.

Ekstradan söyleyebileceğim de sadece herkese eğer bu tarz bir tecrübe yaşamak istiyorlarsa gerçekten fazla tereddüt etmemeleri, tabii ki doğru bir pozisyon bulduklarında ya da işlerini garantiye aldıklarında. Kimseye bir çılgınlık yapıp da beş parasız gelerek bulunduğunuz yerde iş bulmaya çalışın gibi bir tavsiyede bulunmam kesinlikle, çünkü gerçekten yeni bir ülkede parasız yaşamaya çalışmak zor ve stresli.

Aynı zamanda doğru, ailenizi mutlaka özlüyorsunuz ya da zora düştüğünüzde bir şeyleri Türkiye’deki gibi kolay bir şekilde halledemediğinizde hem evi özleyip hem de sinirleniyorsunuz ama daha sonra birkaç ay içinde ne kadar toparladığınızı görünce gerçekten insan kendiyle gurur duyuyor. Tabii ki herkesin aile yapısı ya da bazı şeylere ulaşımı da aynı şekilde değildir, ama fırsat varsa aileyle her gün bile görüntülü görüşmek özlemi biraz olsun azaltıyor, onlar da mutlaka sizin kendi ayaklarınız üstünde durmanızdan ve güçlü olmanızdan çok fazla şekilde gurur duyup seviniyorlar.

Macera yaşamak istiyorsanız denemeniz gereken bir şey farklı bir yerde-yurtdışı olmak zorunda değil sadece farklı bir şehir bile- hayata başlamanız kişisel gelişiminiz için güçlendirici bir deneyim olabilir.

Sorularıma verdiği cevaplar için Melis’e çok teşekkür ediyor, Japonya’daki hayatında ona mutluluklar diliyorum <3

Sorularınız varsa Melis’e melisnakbulut@gmail.com ‘dan ulaşabilirsiniz.

Yurt dışı serimin diğer yazıları için:

Tufts Üniversitesi’nde doktora

LMU’da yüksek lisans

KU Leuven’de yüksek lisans

Bonn Üniversitesi’nde yüksek lisans

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir