Üniversite Tercih Rehberi

12. sınıf sınav süreci hem zor hem yorucu ama asıl sıkıntılı olan bence okul ve bölüm tercihi yapmak. Benim kafamda istediğim bölüm belli olsa da yine de tercih döneminde bir “acaba” demiştim. Peki siz bu kararı netleştirmek için neler yapabilirsiniz?

1) Akademisyenlere bakın

Tercih etmeyi düşündüğünüz bölümün ismini “XX Üniversitesi XX Bölümü” şeklinde Google’da aratın ve bölümün internet sitesinden akademisyenleri bulun ve onların CV’lerine bakın. Hangi alanlarda çalışıyorlar, hangi okullardan mezun olmuşlar bunlar çok önemli. Çünkü size eğitim verecek kişiler o alanlarda uzmanlaşmış ve size onları anlatacaklar. Mesala sadece insan genetiği üzerine çalışan profesörlerin olduğu bir okulda immunoloji çalışan hoca yoksa seçmeli ders olarak immunoloji açılmayabilir ve siz bu konuda okulda eğitim alamayabilirsiniz. Tercih etmeyi düşündüğünüz okulda bence çok farklı alanlarda çalışan hocalar olmalı.
Akademisyenlerin hangi okuldan mezun oldukları da önemli. Yurt dışı tecrübeleri var mı buna bakın, çünkü yurt dışındaki bilime olan bakış açısını görmek, insanların ne kadar profesyonel ve işini ciddiye alarak çalıştığını görmek, hocaların öğrencileri deneyler konusunda nasıl yönlendirdiklerini görmek insana çok şey katıyor. Ben yurt dışı stajımı yapmadan orada geçirdiğim 2 ayda bu kadar fazla fark gözlemleyebileceğimi tahmin etmemiştim mesala. İkinci olarak lisanstan sonra yüksek lisans ve doktoraya aynı okulda mı devam etmişler buna bakın, çünkü bence lisansta kendini geliştirebilmiş insan, hadi master belki olabilir, ama doktorada zaten araştırmaları ve bilimin nasıl işlediğini gördüğü bir yerde kendine ne kadar yeni şey katabilir, emin değilim. Bu konuda bir fikrim yok, bütün eğitimini aynı okulda almış bir kişi kendini çok çok da geliştirebilir, bilmiyorum, ama bence yeni yerler görmek ve bakış açısı kazanmak her zaman daha iyidir.
Akademisyenlerin doktoralarını nerede yaptıkları şu açıdan da çok önemli, çünkü biri bana şu cümleyi kurmuştu: “Sürekli XX Üniversitesi’nde çalışmış ve doktora eğitimini orada tamamlamış bir hocanın referansı sizin hiçbir işinize yaramaz”. Siz çok iyi bir okula master başvuruyorsunuz diyelim ve referans alacağınız hoca da nispeten iyi, tanınan bir okulda değil. Böyle bir durumda sizin hocanızın referansı ne kadar geçerli ve inandırıcı olabilir, benim bir fikrim yok çünkü henüz başvuru yapmadım ama doktora yapan bir tanıdığım bana az önceki cümleyi söylemişti.
Yazın tanıtım gününden

2) Mezunları bulun ve birden fazla kişiyle konuşun

İstediğiniz okul/bölümün internet sitesinden “mezunlar” kısmını bulun ve oradan son 1-2 yıl önce mezun olmuş kişileri Facebook’ta aratın. Bulabildiklerinize bölümü tercih etmek istediğinizi söyleyin ve aklınızda sorular varsa mutlaka bıktırana kadar sorun. Benim yazdığım yaklaşık 15 kişiden KİMSE mesajlarıma dönmemişti, hiç cevap alamayabilirsiniz de.

Benim konuştuğum moleküler biyoloji ve genetik öğrencilerinden biri dünyanın en negatif insanıydı ve “bu bölüm okunmaz, ben senin yerinde olsam başka okula giderdim, niye düşünüyorsun ki” gibi şeyler söylemişti. Biri size çok olumlu konuşup gözünüzü boyarken biri bölümün gerçeklerini yüzüne vurabilir ya da farklı okullarda okuyanlardan birinin söylediği bir şey o okulu elemenizi sağlayabilir.

Bu konuyla ilgili şunu da söylemek istiyorum, konuştuğunuz kişilere şunları mutlaka sorun: “Hocalar sizi iyi yerlere gelmeniz, gerek staj gerek master için, destekliyorlar mı”, “hocaların öğrencilerle iletişimi nasıl, sorunlarınızı çözmeye yardımcılar mı yoksa çok mu egolular” ve bence çok komik dursa da “hocalar dersi slayttan mı anlatıyor”. Bizim bir hocamız derste hiçbir ek materyal (kitap ya da slayt) kullanmadan tamamen aklındaki bilgileri bize anlatarak ders işliyordu ve benim bu okulda 4 yılımda geçirdiğim en verimli ders o dersti. Gerçekten dersi derste not tutarak ve dersi dinleyerek öğreniyordum, öğrenmek zorundaydım çünkü derse çalışabileceğim başka bir kaynak yoktu. Bu üniversitede öğrenciyi derse motive eden çok büyük bir faktör. Ya da bazı hocalarımız var, sadece slayttan okuyor, anlaşılmayan yerleri tahtaya bile çizme gereği duymuyordu. Böyle derslerin verimliliğine siz karar verin.

3) Tanıtım günlerine katılın

Çok klişe ama okulların tanıtım günlerine mutlaka katılın. Belki hayalini kurduğunuz okul sizi içindeyken hiç mutlu hissettirmeyecek ya da hiç aklınızda olmayan bir bölümün tanıtım sunumu size çok farklı şeyler katacak. Ben Boğaziçi’ne tanıtıma geldiğimde kendimi resmen evimde hissetmiştim ama bölümümün sunumu o kadar kötüydü ki kendim emin olmama rağmen “kesin başkaları vazgeçmiştir” diye düşünmüştüm. Ayrıca sunumları genelde bölümden hocalar yapar ve bu hocalarla sunumlarda soru sorarak veya çıkışta direk iletişime geçip bilgi alabilirsiniz.

Ama bence şöyle bir şey de var, tanıtıma gittiğiniz üniversite tabi ki o okuldaki bölümü tercih etmeniz için sizi ikna etmeye çalışacak çünkü işi bu ve okula öğrenci çekmeye çalışıyor. Bu yüzden objektif olamayabilir, bence tercih etmeyi düşündüğünüz bütün okulların tanıtım günlerine gitmeye çalışın.

4) Koç’ta 24 Saat

Koç Üniversitesi’nin Koç’ta 24 Saat isimli bir programı var. İstediğiniz okul Koç olsun olmasın ya da şehir İstanbul olmasın ama bu programa katılmanızı öneriyorum çünkü bu program klasik tanıtım günlerinden farklı olarak, size her bölümden derslere girme imkanı sunuyor. Mesala girdiğiniz bir derste 3. sınıf organik kimya konusu ya da 2. sınıf akışkanlar mekaniği konusu bölümdeki bir profesör tarafından kısaca anlatılıyor, böylece bölümde az da olsa ne gibi dersler alacağınızı, derslerin içeriğini tıpkı bir bölüm öğrencisi gibi görmüş oluyorsunuz. Programda Koç’ta 1 gece kalınıyor ve ben 2 defa gittim, ikisi de çok eğlenceli geçmişti.
Programa başvurmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Kışın tanıtım ofisi bizi gezdirirken

5) Şehri gezin

Okulun tanıtım günü yoksa bile eğer gidebiliyorsanız, düşündüğünüz okul şehir dışındaysa hem okulu hem şehri gezin. Okulu gezmek için okulun tanıtım ofisine mail atabilirsiniz. Ben 12. sınıftayken annemle Boğaziçi Genetik’i gezmeye karar vermiştik. Önce gidip öyle elimizi kolumuzu sallaya sallaya boş boş okulu gezecektik ama sonra tanıtım ofisine mail attık ve biri bizi karşıladı, bölümden bir doktora öğrencisiyle konuşmamızı sağladı, kampüs turu yaptırdı ve yemek yedik. Eğer kendimiz tek başımıza gitseydik bunların hiçbirini düzgünce yapamazdık.
Şehri gezerken de şehir öğrenci şehri mi, eğlenceli mi, yapılacak aktiviteler var mı bunlara bakın. Üniversiteden beklentiniz çoksa küçük bir şehirde çok mutsuz olursunuz ya da rahat biriyseniz muhafazakar bir şehirde yine mutsuz olursunuz.

6) Blog araştırın

Bu bloga da bölüm araştırırken geldiğinizi varsayarsak (öhöm öhöm) doğru bir şey yapıyorsunuz. Bölümlerle ilgili bloglarda bölümle ilgili çeşitli yazılar, farklı bakış açıları bulabilirsiniz. Burada yine öğrenci ve mezunlarla röportajlar olabilir ve sorularınızın bir kısmına yanıt bulabilirsiniz.
Bu blogu açmamın en büyük sebeplerinden biri de bu, moleküler biyoloji ve genetik çok düşünülmesi gereken bir bölüm ve bunun hakkında bilgi veren çok kaynak yok.

Koç’ta 24 Saat programındaki grubum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir