Sınav Senesi İpuçları: Motivasyon, Taktikler

Yıllarca olmak istediğimiz mesleğin, üniversite tercih sonucumuzun geldiği günün hayalini kuruyoruz ve bu motivasyonla geceleri uyumak yerine ders çalışıyoruz, hayatımızdan birsürü fedakarlık yapıyoruz. Tabi ki bu yoğun tempoda sürekli motive kalmak kolay değil. Benim “yeter artık bıktım” diye ağladığım çok oldu örneğin. Bazen vazgeçiyoruz ya da geçmiş yılların sorularını gördükçe gözümüzü korkutup iyice strese giriyoruz. Sınavlar çok değişti ama stres hep aynı. Peki bu 1 yıllık sınava hazırlık dönemini en az hasarla nasıl atlatabiliriz?
Son YGS denemesinde yaptığım cevap kağıdı 🙂

Sınav senesinde ders çalışılmaz

Çoğumuz döneme gayet motive bir şekilde başlıyoruz ama kış geldikçe havaların ve birden içine girdiğimiz yoğun tempo ile bu motivasyon yavaş yavaş azalıyor. “Sürekli ders çalışıyorum” moduna giriyoruz ve kendimizi mutlu edecek aktivitelere hiç vakit ayırmıyoruz, bu da bizi haliyle depresyona sokuyor. Ben 12. sınıftayken çok sevdiğim bir öğretmenim bize şunu söylemişti: “Ne olursa olsun, haftada 1 günü mutlaka boş bırakın”. Kendinize haftada 1 gün seçin ve evet, o günü komple boş bırakın. 
Ben o günü pazartesi seçmiştim çünkü okuldan çıkınca dershane denememiz oluyordu ve benim denemeden çıkıp eve gitmem zaten 8’i geçiyordu. O saatten sonra kim yemek yiyecek, dinlenecek ve ders çalışacak; en azından o kişi ben değilim. Eve gidip 1 saat yemek yiyip dinleniyordum, sonra 10 gibi bir film seçip film izliyordum ya da yatağımda kahve-kitap keyfi yapıyordum (kitap dediğim soru bankası değil lütfen, macera kitabı falan okuyun). Böylece hem kendime istediğim etkinlikler için boş zaman ayırmış oluyordum, hem de planlı bir şekilde boş vakit bıraktığım için diğer günler bu farkı kapatıp kendimi geri kalmış hissetmiyordum.
Öğretmenim bu boşluğu bırakmayanlara “Kasım-Aralık geldiğinde, her şeyin asıl yoğunlaşmaya başladığı yerde piliniz bitecek” diyordu ve bazıları “sınav senesinde ders çalışmaları gerektiği için” onu dinlemiyordu. Gerçekten de, Aralık geldiğinde bu kişileri sürekli ağlarken görmeye başlamıştık. Sadece ağlasa yine iyi, yoruldukları için performansları da azalıyordu, netleri düşmeye başlamıştı.

1 soru 1 sorudur

Klasik bir 12.sınıf etkinliği olarak, bizim sınıf bütün teneffüs ve boş derslerde test çözüyordu. Bense mola vermemiz için yapılmış bu aralarda (!) bir 9.sınıf öğrencisi gibi kantine gidiyordum, arkadaşlarımla muhabbet ediyordum, kısaca kesinlikle ders çalışmıyordum. Zaten maksimum 10 dakikalık bir ara var, o 10 dakikada çözeceğin 5-10 sorunun sana yorgunluktan başka bir şey katacağını düşünümüyorum. Burada hem bedensel hem fiziksel yorgunluktan bahsediyorum. Çıkın bi bahçeye hava alın bacaklarınız açılsın, gidin çikolata yiyin beyniniz çalışsın, yeter ki beyninizi daha fazla yormayın.
Hem allah aşkına, kim o kadar aralıksız ders çalışabiliyor? Şahsen ben çalışamıyorum, 4 saat durmadan test çözüp yarım saat çok yoruldum diye laflayacağınıza, 4 saat içinde 10 dakikalık 4 mola verip çok daha verimli çalışabilirsiniz. Bu molalar aynı zamanda yukarıda anlattığım gibi hayatınızın devam ettiğini size gösteren, hala normal bir insan gibi yaşamanıza imkan veren şeyler, bu yüzden bunları atlamayın.
 

“Kaç netin var?”

Denemelere girip çıkıyorsunuz, sonrasında direk yapılan şey cevap anahtarı alıp kaç yanlışım kaç netim var diye kontrol etmek oluyor. Ben, bizim zamanımızda ben dahil kimsenin “acaba hangi konudan yanlışım var?” diye baktığını hatırlamıyorum, varsa yoksa “Türkçem full, sosyal 5 yanlış” gibi şeyler konuşuyorduk. Düşünün ki siz fende sürekli 3-4 yanlış yapıyorsunuz. Ya bunların hepsi sadece tek bir konuya aitse? Ve siz bu konuda eksik olduğunuzu yanlışlarınızı analiz etmediğiniz için kaçırdıysanız ve konu çalışmak için artık çok geçse? Eksiklerinizin hangi konudan olduğuna iyi bakın, genelde hangi konularda yanlış yapıyorsunuz, konu çalışarak bu sorunu çözebilir misiniz yoksa pratik yapmanız yeterli mi? Belki çok basit bir yeri anlamadınız ve sınavda kolay bir soru olarak bu kaçırdığınız nokta sorulacak. Ya o soruyu yanlış yaparsanız? Ne zor şeylere çalışıp o noktayı ve haliyle soruyu kaçırmak sizi üzmez mi?

Her konuya çalışmayın

Evet doğru okudunuz, her konuya çalışmayın. Eğer siz yukarıda anlattığım gibi bir analiz yaptıysanız ve son 10 denemede “cümlenin ögeleri”nden en fazla 5 soru yanlış yaptıysanız, neden çılgınlar gibi o konuya daha fazla çalışasınız? Son 10 denemede “fiilde çatı”dan 15 soru yanlış yaptıysanız oturun ona çalışın. Cümlenin ögelerini de haftalık yapacağınız genel tekrarlara 2-3 test olarak sadece o konuyu taze tutmak, unutmamak ekleyin sadece. Bildiğiniz şeylerle vakit kaybetmeyin, neyi bilmediğinizi çözüp ona odaklanın.
Ama her konuyu mutlaka her hafta çalışmaya çalışın. İnsan kafasında milyon tane yeni 12.sınıf bilgisi, bir de son 3 seneyi tekrar etmeye çalışınca error vermesi ve unutması çok normal. Her hafta 1-2 test de olsa dönün eski konuları tekrar edin. Dönemin ortasında evrim görürken dershanede ilk hafta işlenen hücredeki fotosentezi her şeyiyle hatırlayan kişi siz olun, unutan kişi değil.

Rasyonel App

Benim anlattığım her hafta 1-2 testlik tekrar işini bize yapmamızı söyleyen bir rehber öğretmenim vardı, bize haftalık programlar yapar “şu konuda şu kadar test çöz, bayadır çözmedin” derdi. Ama hangi konulardan eksik olduğumuzu o kadar takip edemezdi. İşte şimdi bunu yapan bir uygulama var. Youtube’da Dr Dodo kanalını biliyor musunuz bilmiyorum, geyik muhabbeti yapan Cerrahpaşa mezunu bir doktor Dodo ve sürekli “sınav kazanma taktiği” diye bir şeyden bahsediyordu. Şimdi bu taktiğin uygulamasını çıkardı ve uygulamanın yaptığı şey tam olarak yukarıda anlattığım yanlış analizi ve konu eksiği takibi! Bu taktiğin işe yaradığını ben biliyordum ama fark ettiğimde geç olmuştu, kendisi bunu uygulamış hatta tembel bir öğrenci olmasına rağmen “yanlışlıkla” Cerrahpaşa Tıp kazanmasını bu taktiğe bağlıyor. Buraya Dr Dodo’nun bu uygulamadan bahsettiği Youtube videosu linkini koyuyorum, bence izleyin, hatta boş günlerinizde Dodo izleyin kafanız dağılsın 😀
Buraya kadar yazdığım her şey sınav yılında başarılı olmanızı sağlayacak, motivasyonunuzu kaybetmemenizi sağlayacak şeylerdi. Hadi oldu ya motivasyonunuzu kaybettiniz (çok ayıp hiç olmayacak şey), tekrar derse başlayabilmek için ne yapabilirsiniz?

Biraz yorulun

Belki size çok basit gelecek, ne alaka diyeceksiniz ama kendinizi mutsuz, başaramayacak hissettiğiniz anda spor yapın. Yürüyüş, basketbol, yoga, aklınıza ne gelirse. Hatta olduğunuz yerde şınav çekin. Spor hem mutluluk hormonu salgılamanızı sağlayacak, hem havanızı değiştirecek, hem de bedeninizi yorup daha sonrasında daha rahat çalışmanızı sağlayacak (bunu da boş gün bırakın diyen hocam söylemişti). O güzel spor yorgunluğundan sonra bir duş alın, rahatlamış şekilde oturun sakince tekrar çalışmaya başlayın. Ve unutmayın, sağlam kafa sağlam vücutta bulunur 🙂
Eğer hareket etmenize rağmen tazelenemediyseniz boşverin gitsin. Kendinizi zorlasanız zaten çalışamıycaksanız, çalışsanız bile verimli olmayacak. Ama depresyona girip uyumayın, film-kitap yapabilirsiniz ya da dışarı çıkın kahve için. Sadece yemek yemeye bile çıkabilirsiniz.

Hedefiniz gözünüzün önünde olsun

Eğer aklınızda istediğiniz belli bir okul hedefi varsa, odanıza o okulun fotoğraflarını asın. Benim yatağımın yanında Boğaziçi’nin posteri vardı ve her gece ona bakarak uyanıp ona bakarak uyanıyordum. Ne için bu zorlukları çektiğimi hatırlayınca o gün çalışmak 1 tık daha az zor geliyordu 🙂 Hedeflerin resmini asma önerisini dershanede bir hocam sınıfa asmak için söylemişti ama sınıfı sadece biz kullanmadığımız için yapamamıştık, ve ben kesin derste dalıp giderdim 😀 Asacağınız şey ders çalışırken direk görebileceğiniz dikkatinizi dağıtacak bir yerde olmasın, istediğinizde bakabilin.

Sosyal medyayı kullanın

Şimdi diyeceksiniz ki bu kız sınav senesinde hep ders çalışmayın diyor, her konuya çalışmayın diyor, şimdi de insanlar sosyal medyalarını kapatırken bu kız sosyal medyayı kullanın diyor, BU KIZ BOĞAZİÇİ’Nİ NASIL KAZANDI?? Herhalde ders çalışmak yerine Instagram’da keşfette magazin sayfasına bakın demiyorum size, ama artık her şey o kadar erişilebilir ki magazin haberine bakacağınız zamanı Instagram’da istediğiniz okulun etiketlerine bakarak istediğiniz yerde okuyan birilerini bulmaya çalışın.
Utanmadan, darlar mıyım demeden aklınıza gelen her şeyi sorun. Bölüm nasıl, neler öğreniyorlar, ne gelirse aklınıza AMA yeter ki “memnun musun” diye sormayın. Herkesin hayattan ve bölümden beklentisi farklı. Adam ezberde nefret ediyordur, tıpa gitmiştir, gelir söver söver sizi bölümden soğutur. Hiç gerek yok, hevesinizi kaçırmayın.
Sosyal medyayı aynı şekilde okula gittiğinizde katılmak istediğiniz etkinlikleri bulmak için kullanabilirsiniz. Mesala bizim okulda SportsFest diye bir olay var, dünyanın dört bir yanından sporcular okula geliyor ve okulda 4 günlük mini bir olimpiyat oluyor. Tabi bu arada güzelim Güney Kampüs’te birsürü etkinlik, konser oluyor. Bu etkinlikle yer almak, seneye o fotoğraflarını gördüğüm spor etkinliklerinde görev alıyor olmak benim çok büyük hayalimdi ve beni çok heveslendiren şeylerden biriydi.

Ortam soluyarak vakit kaybedin

Eğer imkanınız varsa mutlaka yazın ya da dönem içinde bir gün okulların tanıtım günlerine gelip hem okul hem bölüm hakkında bilgi alın. Ben yazın Koç ve Boğaziçi’nin tanıtım günlerine gitmiştim ve hangi okulu seçmem konusunda o okulda olmanın bana verdiği hissi değerlendirdim, hangisinde mutluysam onu seçtim.
Kışınsa anneme 50 defa söyledim ve ikna ettim, 1 gün okulu dershaneyi asıp kalktık beraber İstanbul’a Boğaziçi’ni gezmeye geldik. Önce tanıtım ofisine mail attık, dedik böyle böyle biz gezmeye gelmek istiyoruz ve onlar da bölümden bir doktora öğrencisiyle görüşüp bana bölümü gezdirmesi için randevu almışlardı. Böylece annem de birinci ağızdan bölümün nasıl bir yer olduğu, neler çalışıldığı hakkında bilgi almıştı. Siz de kulaktan dolma bilgiler yerine daha net şeyler duyup hedefinizi gerçekten isteyip istemediğiniz hakkında fikir edinirsiniz.
Bununla ilgili şunu da söyleyeceğim, 1 gün ders çalışmamanız, okulu-dershaneyi ekip hayallerinizin peşinden koşmanız size o günkü test çözmelerinizden çok çok çok daha fazla şey katar. Belki ondan sonra çok daha fazla motive çalışacaksınız çok mutlu olacaksınız, belki de yanlış meslek seçimi yapıp bir ömür mutsuz olmaktan kurtulacaksınız. Eğer imkanınız varsa lütfen bunu aksatmayın.

Bölüm dışı etkinliklere bakın

Son önerim, diyelim ki bizim bölüm Moleküler Biyoloji ve Genetik’e gelmek hayaliniz ama aynı zamanda okulda sadece bunu öğrenmek de istemiyorsunuz. “Seneye kendimi şunlarla ne kadar güzel geliştirebilirim” dediğiniz, bölüm dışında sizi heyecanlandıracak kurslar, dersler arayın. Mesala bizim okulda senaryo yazma dersinden tutun seramiğe kadar, Kore Tarihi’nden evrime kadar, Krav Maga’dan işaret diline kadar birsürü farklı şey hakkında kendinizi geliştirebilecek dersler alabilirsiniz. Eğer sadece ders fikri sizi sıkıp gözünüzü korkutuyorsa, bir de böyle düşünün.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir