Pandemic: Netflixin Korkunç Salgın Öngörüsü

Doktorların salgın tanımı “normalin üzerinde seyreden enfeksiyon” şeklinde. Dünyada dönem dönem tehdit haline gelen ciddi influenza salgınları hep çıkmış, mesala 1918’de dünya savaşından sonra evine dönen askerler yüzünden hızlı bir salgın yayılmış, hatta gripten ölenlerin sayısı 1 ve 2. Dünya Savaşı’nda ölenlerin sayısını bile geçmiş, 50 milyondan fazla kişi ölmüş. Ki o zamanlar ne uçaklar vardı, ne de salgın yaratabilecek tavuk ve kuş içeren çiftlikler vardı.

Bugün olacak bir salgında ise yüz milyonlarca kişinin öleceğini düşünülüyor. 19 Mart itibari ile Covid-19’dan etkilenen kişi sayısı 225,000 ve ölen 9200. İnsanlar hastalanınca iş gücü duracak ve elektrik üretiminden yiyecek tedarikine kadar birsürü şey sekteye uğrayacak, hatta uğruyor bile. Bugün çoğu fabrika kapandı, eğlence sektörü bitmiş durumda, ekonomik kriz söz konusu.

Bill Gates Münih Güvenlik Konferansı’ndaki konuşmasında, bir sonraki solunum yolu pandeminin 100 milyon kişi öldüreceğini söylüyor ve 2020 yılında yaşadığınız şeye bakın. Bu arada Bill Gates’in aşı ve grip araştırmalarına fon sağladığını biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum.

Oklahoma’daki bir hemşireye göre insanlar aşı olmaya gelse ya da ellerin temiz tutsalar, ve “bu sadece grip değil” deyip erken teşhis için gelseler çok daha fazla kişi herhangi bir salgından kurtulabilir. Salgınların yayılmasını ve ölümü kolaylaştıran şeylerden biri de, küçük yerlerde yaşayan insanlar ancak hastalıkları ağırlaşınca büyük hastanelere geliyor ve bu da tedaviye yanıt vermelerini güçleştiriyor.

Salgın Patojenlerinin Özellikleri Ne?

Dr. Syra Madad Ebola, SARS gibi özel patojenleri özel yapan şeyleri söylüyor: ölümcül olmaları, halkı paniğe sürüklemeleri, tedavisinin zor olması ve bulaşıcı olması. Havada yayılan virüsler öksürme, hapşırma veya sadece nefes alıp verme yoluyla yayılabiliyor. Mesela Ebola’da tek bir enfekte kişiyi kaçırmak 6 farklı kişinin hasta olmasına sebep olabiliyorken, solunum yoluyla bulaşan virüsler çok daha fazla kişiyi enfekte edebiliyor.

Pandemide virüsler yabandan çiftlik hayvanlarına, oradan da insanlara geçiyor ama tedavi için araştırmacılar, virüsün insanlara geçmesini beklemek zorunda değil tabi ki. Ama gribi hayvanlarda fark etmek de zor, hayvanlar öksürmüyor veya hapşırmıyorlar sonuçta. Son yıllardaki ölümcül virüslerin, mesela SARS, MERS ve Ebola’nın çoğu yarasalardan geliyor. Bildiğimiz gibi Coronavirus de yarasalardan geldi. Araştırmacılar virüsün nereden geldiğini öğrenirlerse, mutasyon geçirmeden neler yapacağını da tahmin edip bulaşma zincirini kırmayı düşünüyorlar.

Belgesel 2019’da çekilirken, bir dahaki pandeminin nereden geleceğini bilmeseler bile büyük bir tahminleri var. Ve evet, bu tahmin maalesef bildiğimiz durumla uyuşuyor: ÇİN. Son 50 yıldır, bütün ölümcül influenza virüsleri Çin’den çıkmış. Mesela 2005’teki kuş gribi H5N1 ilk defa Çin’den çıkıp Asya’ya yayılıyor, kuşların göçü ile dünyaya yayılıp kümes hayvanlarına geçiyor. Vietnam salgınla baş etmek için neredeyse ülkedeki bütün tavuk ve kuşları talan etmek zorunda kaldı ve böylelikle 4 ayda durumu kontrol altına almışlar.

Evrensel Bir Grip Aşısı Yapılabilir mi?

Pandemi yaratacak ve normal bir grip yaratacak virüsler birbirinden çok fazla ayrılıyor. Pandemi virüsleri genelde hayvanlardan geçen ve daha önce görülmemiş bir virüs oluyor, bu virüslere de bağışıklığımız olmadığı için öldürücü oluyor. Bu yüzden çoğu araştırmacı evrensel bir virüse karşı tedavi arıyor. Jake Glanville de dünyanın ilk evrensel, geniş spektrumlu grip aşısı “Centivax”ı yapmaya çalışan kişi.

2012’de Pfizer’da antikor mühendisi olarak çalışmaya başlamış. Bazı insanların bağışıklığının, bütün influenza virüslerine karşı saldırabildiğini görüyor ve bundan yola çıkarak bütün grip virüslerine karşı bir aşı üretmeye çalışıyor. Aşı şöyle çalışıyor: Bağışıklık sistemi, virüsün değişmeyen kısımlarına tepki vermeyi öğreniyor ve böylece uzun süreli bir koruma sağlanabiliyor. Yani çok fazla çeşitte aşıyı tek bir aşıda birleştirmeye çalışıyor. Bill Gates Vakfı da bu aşı projesini desteklemeye karar veriyor.

Jack ve Sarah

Deneyler domuzda yapılmış ve bunu çok daha az bir maliyetle başarmışlar. Uygulamanın tek kötü yanı, aşıyı domuzlara birçok defa uygulamak gerekiyor ve hiçbir insan, aşı uygulamaya geçerse birden fazla kez aşı olmak istemez. Onlar da şimdi bu doz sayısını tek doza düşürmeye çalışıyor. . Deney domuzlarda başarılı olmuş, domuzlar farklı grip virüslerine karşı antikorlar üretmeye başlamış. İnsan deneyleri 2020’de İngiltere’de başlayacak, makaleleri Nature’da yayınlanacak ve bu aşı, yani Centivax da, 2025 yılında uygulanabilecek.

Centivax hakkında detaylı bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Aşı Karşıtları Ne Yapıyor?

Oregon’da yeni çıkan bir yasaya göre aşılanmamış çocuklar devlet okullarına gidemeyecek. Bir grup insan da bu aşı zorunluluğunu protesto ediyor ve aşı zorunluluğunun “benim bedenim, benim kararım” düşüncesine aykırı olduğunu söylüyor. Son yıllarda aşı karşıtlığı artınca Amerika’da çok büyük bir kızamık salgını başlamış ve vakaların büyük bir kısmı aşılanmamış çocuklardan oluşuyor.

Tabi ki tehlikede olan sadece çocuklar değil, immün sistemi baskılanmış kişiler de bu aşılanmamış kişiler yüzünden tehlikede oluyor. Düşük bağışıklıklar, şeker hastaları, yaşlılar, çocuklar, hamileler, böbrek sorunu olanlar; bunlar genel olarak bir salgın durumunda risk altındaki gruplar.

Aşı zorunluluğunun kaldırılmasını isteyen insanlar genelde aşıların sebep olduğu hastalıkları kanıt olarak sunuyorlar, mesela otizm gibi ama aşı ve otizm arasında hiçbir korelasyon yok aslında. Hatta, aşılama yapılmadığı zaman bağışıklık sistemi savaşmayı unutuyormuş ve vücut diğer hastalıklara da açık oluyormuş.

Bu Belgeseli 2020’de Canlı Yaşıyoruz

Bu arada, 2019’da Kongo’daki Ebola salgını çok hızlı ilerlemeye başlamış çünkü aşı karşıtları Ebola kliniği yakmış ve çalışanları dövmeye başlamışlar. Kongo’daki Ebola salgını New York’a gelirse diye bir tatbikat yapıyorlar ve ilk önce gelen hastaya 30 gün önce yurt dışına çıkıp çıkmadığını soruyorlar. “Evet” cevabından sonra, maske, eldiven ve giymesi için önlük veriyorlar. Hasta ile ilgilenmeye gelen kişiler de maskeli ve korunaklı bir şekilde geliyor.

Belgesel daha sonra ilginç bir şekilde İtalya’ya geçip Roma İmparatorluğu’ndan kalma harabeleri gösteriyor ve hiçbir şeyin kalıcı olmadığınından bahsediyor ve diyor ki, “değişimin kötü sonuçlarından kaçınmak için bu gezegendeki yaşama şeklimizi değiştirmeliyiz, yoksa büyük bir bedel ödeyeceğiz”. Açıkçası geçen yıl çekilen bir belgesel nasıl Çin’den İtalya’ya kadar bu kadar tutarlı tahminler yapabilir benim aklım almıyor.

16 Mart 2020 Covid-19 Haritası

Salgına karşı ne kadar kayıtsız olursak kriz o kadar büyük olacak. Dünya’da her yıl 1 milyarın üstünde mevsimsel grip ve buna bağlı 650.000 ölüm görülüyor. Doktorlar, hükumet ve halk başbaşa verirse ancak salgın sorunu çözülebilir. Umarım herkes bu süreçte elinden geleni yapar, evlerinde kalır ve gerek olmadıkça sağlık personelini meşgul etmez de bir an önce sağlığımıza kavuşuruz.

Belgeselin kendisi ile ilgili genel yorumum ise, ben bu belgeseli beğenmedim. Bilimsel çok az bilgi var ve konu çok dağılıyor. Bölgedeki tansiyon hastaları ya da okula gitmeyen çocuklara ilgili, hatta doktorların günlük hayatıyla ilgili çok fazla görüntü var ve konu çok fazla dağılıyor. Bu belgeseli 6 değil de 3 bölüm yapıp biraz daha bilimsellik katsalarmış çok daha ilgi çekici olurmuş.

Diğer biyoloji içerik önerilerim:

Yaratıcı Beyin

Hafıza

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir