Moleküler Biyoloji ve Genetik Okul Karşılaştırması 2

Koç, Bilkent, İTÜ, ODTÜ ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü‘nü karşılaştırdığım yazıların ikincisine hoşgeldiniz! İlk yazıya buradan ulaşabilirsiniz diyor, birilerine faydalı olmasını dileyip sizi aşağıya davet ediyorum.

Boğaziçi’ne ait benim kendi düşüncelerimi buradan okuyabilirsiniz.

Yazının ilk partı için de buraya tıklayabilirsiniz.



** Çift ana dal imkanı nasıl?
KOÇ: Ortalaman çift ana dal koşuluna uyuyorsa zaten başvurduğunda reddedilmesi gibi bir durum Koç’ta yok. Çift ana dal çok fazla teşvik edilen bir durum. Tıp hariç çift ana dal yapılamayan bir bölüm yok. Genel olarak da psikoloji ve kimya tercih ediliyor ve bizim dönemin neredeyse yarısı kimya yarısı da zaten psikolojiyle yapıyor şu an. Ders seçimi sırasında dersler çakışmadığı sürece çok fazla sıkıntı olmuyor bu durum. 
BİLKENT: Çift ana dal ortalaması 3.30’dan yüksek olan, birinci sınıfın sonunda, öğrenciler yapabiliyor ama sadece Fizik ve Matematik bölümlerinden, ama onun dışında yan dal yapan çok fazla okulun genelinde. MBG için sanırım sadece bizim donemde 10 kişi psikolojiden yan dal yapıyor. Brain and Behavior üzerinden devam etmek isteyenler tercih ediyor ve pek zorlamadığı için Kimyadansa onu tercih ediyorlar. Ortalaması 3 üstünde olanlar birinci sınıfın sonunda başvurabiliyor yan dal için. Kimya tercih edilmemesinin bir nedeni de bence bizim bolumun çok yoğun ders programı, lablarla birlikte neredeyse bütün haftan doluyor- benim haftada 34/40 saat dersim vardı 6 ders aldığım donem – boşluklara uyan ders bulmak kimya için baya zor olabiliyor. 
İTÜ: Kimya mühendisliği ile yapılıyor genelde, fizik ile yapan da var. İTÜ’de psikoloji yok zaten. 
ODTÜ: İmkanlar geniş genellikle bilgisayar ve psikoloji tercih ediliyor ileride yönelecekleri alana göre
İYTE: MBG lisans okumaktayken, 3. ve 5. dönemler arası yan dal ve çift ana dala başvuru yapılabiliyor. Başvurulabilen programlar ise Mimarlık, Şehir ve Bölge Planlama, Fizik, Kimya, Matematik, Elektronik ve Kimya Mühendisliği. ÇAP veya Yan dal düşünenlere tavsiyem lisansın son dakikalarına bırakmadan en erken dönemde başlamaları. Bu arada MBG lisans programındakilerin genellikle Kimya ve Fizik Bölümünde ÇAP veya Yan dal yaptıklarını söyleyebilirim. 
** Programlama öğretiyorlar mı?
KOÇ: Bir tane bilgisayar mühendisliği dersi alınıyor o da MATLAB öğretilen bir ders. Başka bir programlama dersi programımızda yok. Ancak seçmeli dersler herkese açık yani isteyen biri Java veya başka hangi programlama öğretiliyorsa onun dersini almakta serbest.
BİLKENT: Programlama ikinci sınıfta MATLAB ve JAVA öğretiyorlar. Şu an ne kadar netleşti bilmiyorum ama MATLAB kalkmış ve yerine Pyhton gelmiş diye duydum. Bu dersler diğer bölümlerle beraber aldığımız ortak dersler, o yüzden bölüme odaklı biyoinformatik için programlama yapmıyorduk ama temeli öğretiliyordu. Üçüncü sınıfta da introduction to bioinformatics dersi vardı bu derste kullanılan databaseler, toollar nasıl kullanılır onu öğrendik. Dersin bir kısmında da R kullanmayı öğrendik ama R ve databaseleri aynı dönemde öğrenmek bir donem için fazla geldiği için R bilgimiz temel düzeyde kaldı ama bölümle ilgili kod yazdığımız bir ders oldu. Matlab ve Java için de bölüm odaklı olmasa da ilgisi olan arkadaşlar daha sonra kendini geliştirip projelerinde stajlarında kullanmış bu programlama dilini.
İTÜ: Havuz derslerinde bilgisayar dersi de var bütün okulun aldığı, o derste MATLAB öğretiliyor. Ancak biyoinformatik odaklı değil haliyle. 
ODTÜ: Maalesef hayır sadece istatistik için R öğreniyoruz. Ancak ilginiz varsa seçmeli olarak alabiliyorsunuz başka bölümlerden
İYTE: Evet, ikinci sınıfta Biyoistatistik ve Programlama, üçüncü sınıfta Uygulamalı Biyoinformatik ve Dördüncü sınıfta Bilişimsel Biyoloji adlı dersler zorunlu. Bu dört zorunlu bilgisayar dersi ham bilginin bilgisayarlı analizi ve istatiksel hesaplamaları konularında size çok yardımcı oluyor. Programlama dersi kapsamında, ben dersi almadan önceki dönem hocanın Fortran isimli programlama dili varken dersi aldığım sene C programlama dili anlatıldı. Benden sonraki yıllarda HTML anlatıldığının duydum. C’den memnun olmakla birlikte, bu dersin Python programlama dili ile optimize edilmesinin daha kullanışlı olacağını düşünüyorum.
** Hocalar öğrencileri destekliyor mu, öğrencilere yaklaşımlar nasıl, referans veriyorlar mı?
KOÇ: Hocalar çok fazla öğrenci dostu değil o yüzden çok fazla desteklemiyor. Öyle yaklaşım olacak kadar da iletişime geçmiyorlar zaten bizimle yani özellikle konuşmaya da çalışmadım tabii pek bir ilgim olmadı çünkü. Referans konusunda çok sıkıntılı olduğunu duyuyorum etraftan ama tabii hocayla olan iletişime de bağlı alan birileri elbet vardır. Hocasına göre değişiyor ama genelde derslerinde yada lab hayatınızda sizi istekli olarak tanımazlarsa –illa yüksek akademi başarılı olarak değil- referans vermiyorlar. 
BİLKENT: Hocalar üniversitelerde genelde ulaşılmaz olarak gözükse de bizim okulda çok rahatlıkla hocalarla iletişime geçebiliyorsun. Problemlerini çözmene yardım etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Özellikle bizim bölüm biraz küçük olduğu için sanırım hocalarla birebir iletişim kurabilmen çok kolay oluyor. Hocaların seni tanıdığı için de bir problem yaşamıyorsun ama kişisel istisnalar oluyor tabi. Hocalar referans veriyor, ama referans vermek için dersindeki performansın ve seni ne kadar iyi tanıdığı önemli.
Bir de her dönemin sonunda öğrenciler donemdeki performansı hakkında hocaya bir geri bildirim veriyor anonim olarak bu rektörlük tarafından gizli bir şekilde yapıyor ve aldığı geri bildirime göre hocalarla konuşuluyor. Bence bu da hocaların öğrencilere karşı tutumu konusunda daha dikkatli olmasını sağlıyor. O yüzden hocaların öğrencilere yaklaşımları da kotu olmuyor.
İTÜ: Çok desteklemiyorlar istisnalar dışında. Bence öğrenciye yukarıdan bakan tavırları var genel olarak. Ben referans almakta sorun yaşamadım yüksek lisansa başvururken.
ODTÜ: Hocaların danışmanlıkları çok başarılı değil. Ders seçimlerinde ya da hangi yöne yöneleceğinizi danışmak istediğinizde kendi alanları dışı hakkında çok fikir vermiyorlar. Ancak birinci ve ikinci sınıftaki derslerde bölümdeki neredeyse tüm hocaları tanımış, birçok alan hakkında fikir sahibi olmuş oluyorsunuz hocaların rehberliğine ihtiyaç kalmıyor pek. Negatif hocamız neredeyse yok diyebilirim, bütün hocalarımız çok iyi niyetli ve yardımcı.
İYTE: Hocaların kapıları genellikle açık oluyor. Özellikle ders konusunda mümkün olduğunca soru cevaplamaya ve eksik kısımları anlatmaya çalışıyorlar. Üslup açısından en sert diyebileceğim hocanın bile odasında konunun anlaşılmayan kısımlarını büyük bir hevesle anlattığına şahit oldum. Referans konusunda, lablarında staj yapmış olmak daha iyi referans almayı mümkün hale getiriyor. Diğer türlü sadece alınan dersin notuna bakarak lisansüstü bir kuruma başvuruda referans yazmak zaten ne derece sağlıklı tartışılır. Referans konusu da şu şekilde genellikle dersini alıp üstün başarı gösterdiyseniz ya da labında staj yaptıysanız kısacası hocanın sizi tanıma imkanı olduysa eliniz boş dönmezsiniz.
** Erasmus’a herkes gidebiliyor mu?
KOÇ: Erasmus için başvuru yapıyorsun ama kotalardan dolayı herkes gidemiyor diye biliyorum.
BİLKENT: Erasmus için okulun bizim bölümde şimdilik sadece Hollanda ile anlaşması var maalesef. Oraya da yılda 3-4 kişi gidiyor ama genelde insanlar tercih etmiyor okulunu uzatmak istemediği için. 
İTÜ: Denemedim, ama genelde gidebiliyor.
ODTÜ: Ortalama ve İngilizce gibi şartları sağlayabiliyorsa 80-90% gidebiliyor bu oran Erasmus + için çok daha fazla 90-95%.
İYTE: Hem dönem içi hem de yaz stajı olmak üzere Erasmus stajına başvuranların çoğu gidiyor. Yaz stajı için olan Erasmus+ programına da başvuranların genelde tamamı maddi destek alıyor.
** Teknik üniversite/enstitü olması sence bir artı mı?
İTÜ: Yüksek lisansta belki olabilirdi ancak bizim bölüm lisans eğitimi için bir artı değil bence.
ODTÜ: Bu konuda çok yorum yapamadım kıyaslayamadım açıkçası ancak okulumun sosyal/fiziksel olanaklar açısından çok başarılı buluyorum. 
İYTE: Bence bir artı. Benim tercih dönemimde Türkiye’de iki tane Yüksek Teknoloji Enstitüsü vardı biri İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, diğeri Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsüydü. 2014 yılında GYTE, Gebze Teknik Üniversitesi oldu ve geriye bir tek İYTE kaldı. Bildiğim kadarıyla İYTE teknik üniversiteye dönüşmemek ve Teknoloji Enstitüsü olma orijinalliğini sürdürmek için çaba sarf edecek. Yine de hem yurt dışı stajlarımda hem de bazı kişisel görüşmelerimde gördüm ki, bizim ülkede bilinmese de yurt dışı bilim camiasında ‘Institute of Technology’ kavramı oldukça el üstünde tutuluyor ve Türkiye’deki tek teknoloji enstitüsü olmasının da bununla beraber bir artı etki yarattığını söyleyebilirim. 
** Biyoloji ve moleküler biyoloji farkı nedir?
ODTÜ: Biyoloji bölümünde genetik dersleri yok, onlar yalnızda genel biyoloji ekoloji gibi dersler alıyorlar ancak eğer biyoloji okuyan birisi isterse alacağı seçmeli derslerle bir MBG’ci donanımına sahip olabilir.
** Hocalar dersi İngilizce mi işliyor ve İngilizce seviyeleri yeterli mi?
KOÇ: Okulda ilk sene alınan bir Türkçe dersi dışında tüm dersler zorunlu olarak İngilizce işleniyor. Ben genel olarak aşırı sıkıntı yaşatacak İngilizce’ye sahip bir hocayla karşılaşmadım açıkçası. Yani hatalar oluyor tabii ama öyle hiç anlamıyorum denebilecek bir hocamız yok. Neredeyse herkesin anlamadığı noktalarda talep edilirse Türkçe olarak da açıklayabiliyor bazı hocalar. Bazen aksan sıkıntı olabiliyor. 
BİLKENT: Hocalar dersi İngilizce isliyor, İngilizce seviyeleri de hepsinin baya iyi. Bahsettiğim geri bildirimlerde de dersi İngilizce işleme konusuna çok dikkat ediyor. Yabancı öğrenciler de çok olduğu için okulda derslerde sürekli İngilizce konuşuluyor. Ama özel olarak soru sormak istediğinde Türkçe sormana de bir şey demiyorlar. 
İTÜ: İngilizce seviyeleri gayet yeterli, formasyon olarak biraz zayıf hocalarımız var sadece. Evet anlatırken İngilizce ancak anlaşılmayan yerler tekrar edilirken, hocaya soru sorarken falan Türkçeye hızlı bir geçiş oluyor sonra geri dönülüyor. 
ODTÜ: Dersler İngilizce, hocalarımızın hepsinin İngilizceleri mükemmel
İYTE: İngilizce seviyeleri her açıdan yeterli. Hocaların çoğunluğu dersleri istisnasız İngilizce işliyor, bunun yanında öğrencilerden o konunun anlaşılmadığıyla ilgili gelen soru ve önerilerde de mümkün olduğunca İngilizce cevap vermeye çalışıyor. Derslerde soruların İngilizce sorulması konusunda uyarı yapıyor hocalar, soru soran öğrenciler üzerlerinde baskı hissetmeden soruları İngilizce soruyorlar genelde ama nadiren Türkçe’ye kayıldığı da oluyor. Örneğin bazı konu dışı yorumlarda, ya da öğrencilerin anlamasının çok zor olduğu konuların bazı önemli ince ayrıntı yerlerinde önce Türkçe sonra İngilizce anlatım yapılabiliyor. Bence İngilizce’nin bu denli katı şekilde uygulanması ilk sene bıktırsa da sonrası için çok yararlı. 
** Bir daha sınava girsen burayı seçer misin?
KOÇ: Aslında bir daha öyle bir durum olursa direkt yurt dışını tercih ederim ancak Türkiye’de düşününce bu durumda yine Koç dışında hiçbir yeri tercih etmem. Ancak bölüm olarak moleküler biyoloji ve genetik kesinlikle okumazdım. Hırs ortamı, öğrenmekten çok başarılı olmak isteyen insanların arasında bulunmak, yeterince iyi değilsen değersiz ve boşuna çalışıyormuş gibi hissettirilmek gibi sebeplerden ben bu bölümü bir daha tercih etmezdim. Bu durumdan dolayı yüksek lisans için de direkt bu bölümle alakalı bir iş yapmak istemediğime karar verdim. Lablarda çalışan asistanların kendi içlerindeki gerginliği, yarışı bile hissetmek beni gelecekte böyle bir ortamda çalışma düşüncesinden baya soğuttu. 
BİLKENT: Ben bir daha sınava girsem yine Bilkent’i seçerim çünkü şu an staj yaptığım yerle karşılaştırınca bir lisans öğrencisine sunduğu olanaklar çok yüksek. Pratik bilgi açısından deney yapma fırsatımız çok yüksek, şu an Sapienza’da (staj yaptığım yer) normal bir hocanın araştırma laboratuvarında bile bazı ekipmanlar yokken bizim bunları okulda bir lisans öğrencisi olarak sık sık kullanıyor olabilmemiz çok iyi. 100-150 kişi bir iki tane mikroskop için sırada beklemiyor ya da belli bir solüsyon, kimyasal çok pahalı olduğu için biz size bu deneyi yaptıramayız denmiyor. Hocalarla iletişim konusunda da çok rahatım ben, anlayışlı ve yardımsever davrandılar su zamana kadar hep. Okulun hep devam zorunluluğundan ya da quiz, ödev ve sınav yoğunluğundan şikayet etsem de, çalışma disiplini sağlıyor insana ve zaman yönetimi konusunda büyük bir gelişme yaşıyorsun. 
ODTÜ: ODTÜ’yü evet ancak MBG’yi düşünürüm. Yurt dışında yüksek lisans için burs olanakları çok az Türkiye’de de imkanlar çok kısıtlı. Geleceğin mesleği hala gelemedi.
İYTE: Kesinlikle evet. Ayrıca İYTE’de bir söz vardır: “Başına bir hal gelirse, İYTE’ye gel İYTE’ye” diye. Biz de İYTE Milliyetçisi, mezun İYTE’liler olarak belirli kısa aralıklarla genelde her yıl İYTE’mizi ziyaret eder kampüsünde yarın yokmuşçasına yürür, kampüsteki köpekleri besler, meditasyon yapar, denize gireriz. Şaka bir yana, bir daha o sınava girmek mi? Herkese başarılar:)


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir