İngilizce’mi Nasıl Geliştirdim?

Okuduğunuz bölüm Türkçe olabilir ya da sadece İngilizce konusunda kendinizi yetersiz hissediyor olabilirsiniz. Ben biyoloji alanında dilimi nasıl geliştirdim, hatırlayamadığım sözcükler ya da karşımdakinin İngilizcesini hiç anlayamadığım anlarda nasıl idare ediyorum, onları anlattım, umarım işinize yarar 🙂

Aklınızdan geçirin ve gerekirse unutun

Düşündüklerinizi aklınızdan İngilizce şeklinde geçirmek, “eğer şu an konuşuyor olsam bunu nasıl İngilizce söylerdim” demek benim bugüne kadar yaptığım en etkili şeydi. Sadece İngilizce konuşulan bir yerde olduğunuzu ve kendinizi mecburen İngilizce ifade etmek zorunda olduğunuzu hayal edin. O an ne yapıyorsanız, “bunu Amerika’da olsam nasıl söylerdim” diye düşünün ve kafanızdan kendi kendinize konuşma pratiği yapın.

Bu kendi kendine konuşma tekniğini uygularken mutlaka basit cümle ve kelimelerle konuşun. Çok basit bir kelime mi hatırlayamadınız, mesala tencere. Panik olmak yerine tencereyi başka nasıl ifade edebileceğinizi düşünün, “the thing that we cook food in it, big, gray” deseniz bunu herkes anlar ve kimse size “bu nasıl İngilizce konuşuyor, daha bunu bilmiyor” falan demeyecek. Ne kadar basit de olsa insan kullanmayınca unutuyor. Ne olacak sanki, aklıma gelmedi o an.

Basit kelimelere ek olarak cümlelerinizi de basitleştirmeye çalışın. Zaten çoğunlukla şimdiki zaman, geniş zaman, geçmiş zaman ve gelecek zaman kullanılıyor, biz lisede aman allahım ne karışık zamanlar öğrendik, şimdi hiçbirini hatırlamıyorum. Yok “shall, shan’t” mış, “must have been continuing” miş; böyle şeylere hiç gerek yok.

Kendinize tahammül etmeyi öğrenin

Hatalarınızı görmek için ses kaydı ya da video kaydı almanızı öneririm. Kendinizi kaydedin ve telaffuz hatalarınıza bakın. İlk önce “bu neee, ne biçim konuşuyorum, ay iğrenç” diye kendinize tahammül edemeyip telefonu kırarcasına kapatmanız çok olası. Ama biraz dayanmaya çalışın, çünkü insan dışarıdan birini/kendini dinlediği zaman çok daha eleştirel oluyor ve konuşurken fark etmeden yaptığınız hataları görebilirsiniz. Am/is/are ile fiili aynı anda kullanmak gibi hatalardan bahsediyorum ve ben böyle şeyleri HALA yapıyorum ama bunu konuşurken kimse takmıyor.

Unutmaktan ve hatadan korkmayın. Birinin size söylediği bir şeyi anlamıyorsanız tekrar tekrar sorun. Sizin o anki amacınız İngilizcenizi “geliştirmek”, “sular seller gibi konuşmak” sonraki adım. Ben staj yaparken arkadaşlarımın ya da supervisor’ımın dediği bazı şeyleri anlayamıyordum, çünkü biri Çinli biri İspanyoldu ve telaffuzları haliyle çok farklıydı. “Ay şimdi tekrar sorsam ne olur, bana salak gözüyle bakar kesin” diye düşünmeyin. Sizin amacınız zaten öğrenmek, rezil olmamak değil. Gerekirse rezil olun.

Kendinize alışmak konusunda şunu da ekleyeceğim, gerçekten biriyle İngilizce konuşurken aynı ses kaydındaki gibi “ne kadar kötü konuşuyorum, kesin içinden beni eleştiriyor” demeniz çok çok büyük ihtimal. Bunu önceden yenmiş olmanız ve kendinize güveninizin gelmiş olması çok iyi ve önemli bir şey.

Ne konuşacağım?

Eğer çok fazla kelime unutuyorsanız ya da basit kelimeleri bile bilmediğinizi fark ettiyseniz, kelime öğrenmek için “Memrise” uygulamasını kullanabilirsiniz. Bu bir kelime öğrenme uygulaması, direk gramer anlatılmıyor. Mesala tekil kişilerde fiile “s” takısı geleceğini bilmiyorsanız Memrise ile öğrenemezsiniz ama çok fazla yeni kelime öğrenebilirsiniz.

Bu uygulamada size öğretilen kelimeler sürekli tekrarlanıyor ve tekrarlandığı için öğrenmek zorunda kalıyorsunuz. Önce Türkçe anlamı test sorusu gibi soruluyor, daha sonra Türkçesi verilip İngilizcesi soruluyor. Daha sonra okunuşunu duyup yazılışını ve Türkçe anlamını bulmaya çalışıyorsunuz. Kelime okunduğu için doğru okunuşunu da duyuyorsunuz.

Tamam, kelimeyi görünce tanır hale geldiniz, daha sonra uygulama sizden o kelimeyi yazmanızı bekliyor böylece hem duyarak hem yazarak hem de size anlamı size sorularak çalışmış oluyorsunuz. Bu uygulama tamamen ücretsiz bir uygulama, diğerleri gibi bir süre geçtikten sonra diğer seviyeler için para istemiyor. Ama eğer seviyeleri telefonunuza indirmek istiyorsanız para ödemeniz gerekiyor. Ama “indirmesem de olur, internetin olduğu yerlerde çalışırım” derseniz 5 kuruş bile vermeniz gerekmiyor.

Konuşuyorum ama anlayamıyorum

Çok klasik olacak ama Türkçe altyazılı yabancı dizi izleyin. Bunu “oh oh altyazı ne güzel, okuyayım da güleyim eğleneyim” diyin diye söylemiyorum tabi ki. “Bu cümleyi İngilizce’de nasıl söylemiş, bu cümleyi Türkçe’ye nasıl çevirmişler” diye bakın. Asıl diziyi takip etmektense neyi nasıl kullandığını inceleyin. Eğer bir şeyleri anlamaya başladıysanız, bunu İngilizce altyazıya geçirin. Hatta bence fırsatını veya vaktiniz varsa daha iyisi, önce Türkçe altyazılı izleyin, sonra İngilizce altyazılı izleyin ama 3-4 defa izleyin. İyice anlamadan kesinlikle geçmeyin. Eğer altyazılar ile anladığınızı düşünüyorsanız, altyazısız izlemeye hak kazandınız!

Ben hala İngilizce ana diliyle altyazısız film izleyemiyorum. Çoğunu anlıyorum ama arada bir şeyler kaçırınca panik oluyorum ve tam olarak kavrayamadığıma inanıyorum. Ama İngilizce altyazılı olunca böyle bir sorunum olmuyor. Eğer direk İngilizce altyazılı başlamak istiyorsanız çocuk filmleri izleyebilirsiniz çünkü bu filmlerin dili çocuklara yönelik olduğundan çok daha basit oluyor. Disney filmleri ya da Pixar filmleri iyi bir seçenek olabilir ama bunları da dublajsız bulmak zor.

Duyduğunuzu anlama için başka bir örnek de Youtube’dan Amerikan vloggerları izleyebilirsiniz. İnsanlar burada çok karmaşık bir dil kullanmıyor, tam tersine günlük hayatın tam içinde oluyorsunuz. İlk zamanlarda orijinal Amerikan İngilizcesi konuşan birini anlamıyorsanız bence hızı 0,75 e falan düşürüp izleyin.

Son olarak kulağınızı geliştirmek için TED Talks dinleyebilirsiniz. TED Talks’taki videolardaki konuşmaların metinleri de var. Eğer hiç anlayamıyorsanız önce videoyu dinlerken metinden takip edin, ben Boğaziçi’nin hazırlık atlama sınavına çalışırken bunun çok faydasını görmüştüm. Hangi kelime nasıl telaffuz ediliyor, vurguyu nasıl yapıyor hepsini görmek sınavın listening kısmı için çok yararlı olmuştu. Aynı zamanda burada dünyanın her yerinden konuşmacı olduğu için farklı aksanlara da aşina olursunuz.

Peki biyolojiyi nasıl öğreneceğim?

Ben lisede de üniversite de İngilizce hazırlık okudum ama İngilizcem asıl üniversiteye başladığım ilk dönem hatta ilk ay gelişti diyebilirim. Zaten bütün dersler İngilizce işleniyor, konularınızı mecburen İngilizce duyup anlamaya çalışıyorsunuz ve soruları da İngilizce sormanız bekleniyor. Yani neredeyse yabancı bir ülkede eğitim alıyormuş gibiydim ve benim dilimi geliştiren şey de bu oldu. Mecbursun, anlayacaksın yapacak bir şey yok ama benim için başlarda bayağı zordu. İlk girdiğim ders fizik dersiydi hiç unutmuyorum, terimlerin Türkçe karşılıklarını anlayacağım diye dersi dinleyememiştim. 

Biyoloji içinse İngilizce geliştirmek bence biraz daha kolay. Çoğu terimin Türkçesi ile İngilizcesi birbirine benziyor. Mesala “iflammation-iflamasyon”, “chloroplast-kloroplast” gibi. Peki bunları nasıl öğreneceksiniz? Makale okumaya başlayın, direk İngilizce makalelere bakın. Pubmed’den merak ettiğiniz konuları aratın ve çıkan makalelerden kısa bir tanesini seçin. Daha sonra alın elinize sözlük bütün kelimelere bakın. Çünkü sadece mitokondrinin ya da kromozomon İngilizcesini öğrenmek yetmez, birsürü terim var.

Mesala hücre ekmek için “ceel seeding” kalıbını bilmeniz gerekiyor ya da “resuspension”ın ne olduğunu sadece deneyde ne yaptığına bakarak anlayabilirsiniz, sözlükte “yeniden askıya almak” yazıyor (aslında çöken bir şeyi yeniden başka bir şeyde çözmek anlamında). Başlarda zorlansanız da öğrendikçe alışılıyor. Ben bayağı yeni dil öğrenir gibi biyolojik İngilizce kelimeler öğrenmiştim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir