Her Şeyiyle 2016

Evet bu klasik bir 2016 benden ne aldı, bana ne getirdi yazısı olacak ama bence insanın bir yılda ne kadar değiştiğini, neler yaşadığını görmesi için en güzel yollardan biri. Resmen dönüp baktığımızda 1 Ocakta olduğumuz kişiyle aynı kişi değiliz ve bunun farkında olmak çok önemli.

Kış

2015 Aralıkta okulu bırakıp tamamen farklı bir bölüme geçmeyi düşünüyordum.
Hem notlarım çok iyi değildi hem de daha sosyal bir bölüm istiyordum. Ocakta notlarım açıklanınca biraz toparlandım ve bölüme tutunmaya başladım. Yurt dışında staj aradım -bulamadım- ve evde olduğum zamanlarda spora gidip biraz mutluluk hormonu salgılatmaya çalıştım vücuduma. İşe de yaradı bence, vücudum sıkılaşmaya başlayınca pek bi mutlu oldum 🙂

Bu arada yediklerime dikkat etmeye başladım ve şekeri hayatımdan çıkardım. Son gün gittim Jadore yedim ama ondan sonraki 10 ay gayet iyi dayandım. Salsa kursuna gitmeye başladım ve dans etmeyi ne kadar sevdiğimi gördüm, bir sonraki adımım Shakira gibi kıvırmayı öğrenmek olacak.

İlkbahar

Havaların da güzelleşmesiyle yavaş yavaş girdiğim depresyondan çıkmaya başladım. Doğum günümü kutlamak için plan yapan arkadaşlarımın planını öğrendim (teşekkürler Ömer) ama yine de iğrenç bir doğum günü geçirdim, hayatımdaki en kötü doğum günlerinden biriydi. Neyse ki doğum günü kutlaması olarak hatırlayabileceğim oda arkadaşlarımın çiğ köfteyi yoğurarak kalp şeklini verdikleri sevgili pastam ve lise arkadaşlarımla Karaköyde yaptığımız kutlama var.
Bu arada Leyla Bilenin “Değişim ve Dönüşüm Günlüğüm” diye hazırladığı bir kitabı kullanmaya başladım. Her ayın bir teması var ve içinde her gün tekrarlamanız gereken motivasyon cümleleri, reçeteler, ajanda ve günlük kısmı var. Hani bir şeyi kırk kere söylerseniz olur ya, her gün “bundan sonra çok mutlu olacağım” deyince bir süre sonra mutlu olmaya başlıyorsunuz. Eğer bu kitabın 2017 versiyonu çıkarsa kaçırmadan alın derim, psikoloji üzerinde gerçekten çok büyük bir etkisi var.

Yaz

Haziranda hayatımı tamamen değiştiren İtalya seyahatine çıktım ve geri döndüğümde tam anlamıyla hayatı sorgulamaya başladım. Hayatımı değiştirebilmek için neler yapacağımı düşündüm ve bunlara uygun yaşamaya başladım. Bunu zaten “Mutluluk Şans mıdır” yazımda anlatmıştım, onu buradan okuyabilirsiniz.
Haziranda daha önce hep sağlık için gittiğim ve çok önyargılı olduğum İzmiri bu sefer gezmeye gittim ve resmen ba-yıl-dım! Zaten sonrasında “neden İstanbulda sahilde oturmalık böyle yerler ve bu kadar çok palmiye yok” diye ağlayıp durdum.
İzmir: Özlenenlerde bugün
Tekrar boş vaktimi değerlendirmek için staj aramaya başladım ve bir hocaya mail attım. Hoca günlerce beni kapısında bekletti, zaten bölümle ilgili kafamda soru işaretleri vardı, bu da üzerine tuz biber oldu. Sinirimi bozmamaya çalıştım ve bol bol yüzüp İtalyada bozduğum diyetimle aldığım 2 kiloyu vermeye çalıştım. Bu arada bir staj daha buldum, bir şans daha verdim ve bu sefer gerçekten güzel oldu. 
Temmuzda arkadaşlarımla Cundaya tatile gittim ve gerçekten çok eğlendim, bazen insanın yanında en rahat ettiği kişilerle yaptığı tatil bütün yılın yorgunluğunu silebiliyor. Daha sonra erasmusumla ilgili dünyada kimsenin başına gelmeyecek şanssızlıklar benim başıma geldi ve başvurumu gitmeme 2 hafta kala iptal ettim. Onun hikayesini de buradan okuyabilirsiniz. 

Sonbahar

Okuldaki bir laboratuvardaki stajıma devam ettim ama yanında çalıştığım kişiyle hiç anlaşamayınca kıza sinirlenip stajı bıraktım. Bu stajla beraber de ileride bölümle ilgili bir şeyler yapmak istemediğimi anladım, daha çok bilimin sözel kısmıyla ilgiliyim ve bu yüzden psikoloji ile ilgilenmeye başladım. 
Bu arada kendi kendime İtalyanca öğrenmeye başladım, başlarda yalnızca hobiydi ama daha sonra iyice ilerledim ve adam akıllı gramer ve kelime öğrenmeye başladım.

Kış

İtalyancamı ilerlettiğimi söylemiştim ya, okuldan ders alabilmek için İtalyanca finallerine girdim ve eğer geçersem ikinci dönem İtalyanca derslerine üst kurdan başlayabileceğim. Ne kadar tatlı, değil mi 🙂
Christmas zamanı benim için yılın en güzel zamanıdır ve İtalyan Kültür Merkezinde Christmas kermesi olduğunu duyunca İtalyan aşığı başka bir arkadaşımı daha kaptığım gibi kermese gittim ama biz gittiğimizde hiçbir şey kalmamıştı, boş ümitlerle geri döndüm.
Yüksek lisansımı hangi alanda yapacağımı yavaş yavaş şekillendirmek istiyorum artık. Şubatta 3. sınıf olacağım ve en azından yüksek lisansımı hangi alanlarda yapmak istemediğimi biliyorum. Okulda bir psikoloji laboratuvarına girdim ve Şubatta oradaki deneylere katılmaya başlayacağım. 
Cidden baktığında 2016 aşırı hızlı geçmiş aslında, o kadar çok şey yaşanmış ki insan tam olarak ne yaptığını hatırlayamıyor bile, anlamadan geçip gitmiş sanki. Bu yıl ben hayatımı resmen yeniden kurmaya başladım, ne istiyorum ne istemiyorum hepsine bakıp ona göre kararlar aldım ve futureme.org dan kendime 1 yıl sonra gelmesi için bu kararları mail attım. Bakalım 1 yıl sonraki ben bu kararların kaçını uygulamış olacak, ya da hayatı ne kadar değişecek.
Hayat kısa, kuşlar uçuyor. CS

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir