Boğaziçi Genetik’ten İnciler

Tercih dönemi yavaş yavaş sona ererken, geçen sene benim de içinde bulunduğum bu sancılı döneme, çok eleştirilen ve keşfedilmeye açık bir bölüm olan Moleküler Biyoloji ve Genetik’ten, Boğaziçi Üniversitesi’nden bahsederek katkıda bulunmak istiyorum.

Ben kendimi bildim bileli genetik okumak istiyordum, yıllar sonra bu hayalim onca eleştiriye, gerektiğinde tehdide göz yumarak son sınıf boyunca sadece “Boğaziçi Genetik” diye sayıklayarak gerçek oldu. İnsanlara karşı kendimi savunabilmek için bölüm hakkında çok araştırma yaptım, çok fazla mezunla konuştum. Bu yazı da internetteki bütün yazılardan farklı olsun istiyorum, bölüme dair farklı bir bakış açısı kazandırıp faydam dokunsa ne hoş olur.

Birinci dönemimdeki derslerde bahsederek başlayalım. Bio101 Genel Biyoloji, Campbell’ın genel biyoloji kitabının ilk 20 chapter’ı işletiliyor. Hücrenin işletim sisteminden sinirsel iletimine kadar, DNA teknolojisinin en ince detaylarını bile öğreniyorsunuz. Dersi benim dönemimde Kuyaş Buğra verdi, sınavları zordur, finalde 11 sayfa sınav olmuştuk 🙂 Bir şeyleri ezberlemek yerine öğrenip yorum yapmanızı ister. Bio103 laboratuvar dersi, çok tatlı asistanlar vardı bizim labta. Kendi karyotip analizi ve kan grubuza bakmak gibi basit şeyleri de yaparken bakterilere plazmid verip antibiyotiklere dirençli hale getiriyorsunuz ve kendi minik bakterileriniz olmuş oluyor! Deney sonrasında onları malesef çöpe atmıştık :(. Math101, Phys101 ve Chem103; genel matematik, fizik ve kimya dersleriniz var bütün okulla ortak. Bilgisayar öğretmenliğinde okuyandan endüstricisine kadar hepsi aynı dersi alıyor. Chem109 kimya laboratuvarını dünya tatlısı Reyhan İşeri verir; asit baz deneyleri, titrasyon, çözünürlük gibi zevkli deneyler yaparsınız.

En çok aldığım sorulardan biri, okul bitince ne yapacağım hakkında. Şimdilik aklımda yurtdışına gidip yüksek lisans ve doktora yapmak var. Özel sektördeki çalışanların durumunu bilmiyorum; çünkü yeni yeni mezun veren bir bölüm ve jenerasyon henüz iş alımına ulaşmadı diyebilirim, çoğu doktora çağında şu an. Bir beş yıl sonra her şey daha net olur diye düşünüyorum. Evet, Boğaziçi iyi bir okul, mezunları hep iyi yerlerde; ama sadece Türkiye’de iyi bir okul. Yurt dışında herhangi bir ortalama üniversite ile aynı yerde olduğumuz aşikar.

Size söyleyebileceğim en açık ve net şey, eğer hayaliniz çok para kazanıp el üstünde tutulmaksa veya tıp ile genetik arasında kaldıysanız, tıp seçin. Çünkü hayallerinizin suya düşmesi çok muhtemel. Her yıl yüzlerce mezun veren bu bölümden sadece sınırlı sayıda kişi akademisyen olmayı başarabiliyor. Ya da; sabırsız, hemen pes edecek bir yapınız varsa, yine gelmeyin. Çünkü saatlerce hatta günlerce bir deneyin başında bekleyip hiçbir sonuç alamayabilirsiniz. Eğer azla yetinebilecekseniz ve idealist bir yapınız varsa, kapımız her zaman açık, buyurun bekleriz Boğaziçi’ne 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir