Biyoloji mi Moleküler Biyoloji ve Genetik mi?

Bu haftaki yazıda gelen yoğun istek üzerine, Biyoloji ile Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümlerini karşılaştırıyoruz. Biyoloji bölümü için Eskişehir Teknik Üniversitesi Biyoloji ‘den arkadaşım Nedim Kurt bana destek oldu. Soruları hem biyoloji, hem MBG açısından cevaplamaya çalıştık. Bu yazı genel olarak biyoloji odaklı olsun istediğim için ben cevaplarımı biraz daha kısa tutmaya çalıştım. İyi okumalar 🙂

Biyoloji ile MBG’nin ders programı farklılıkları neler?

Cemre: Bizde biyolojiye oranla dersler çok daha özelleşmiş biçimde oluyor, mesala aşağıda Nedim’in bahsedeceği derslerin çoğunu biz görmüyoruz. Biraz daha “compact”, belli başlı alanları içeren derslerimiz var. Ben kendi programımızı burada anlatmıştım, tıklayarak okuyabilirsiniz.

Nedim: Bu sorunun cevabını bulabileceğiniz en doğru yer üniversitelerin kendi sayfalarıdır fakat özet bir cevap vermeye çalışacağım. 4 yıl boyunca biyoloji bölümünde zorunlu olarak gördüğümüz dersleri bir tablo olarak aşağıya koyuyorum, isteyen arkadaşlarım oradan inceleyebilirler.

Moleküler biyoloji ve genetik bölümlerinin ders programlarıyla karşılaştırıldıklarında arada belirgin bir fark bulmak gerçekten oldukça zor. Özellikle mesleki seçmeli dersler kendi eğitiminizi tamamen şekillendirmenizi sağlıyor.

Bence programlarımız arasındaki en belirgin fark, ders içeriklerinin moleküler düzeye olan yakınlığının bizlerde, yani biyoloji bölümünde, belirli bir noktadan sonra seçmeli derslerle devam ediyor olması; çalışmalarını moleküler düzeyde yürütmek istemeyen öğrenciler için de alanlar sunuyor olması. (Tabii ben hangi alanda çalışırsa çalışılsın moleküler biyolojinin çok iyi bilinmesi gerektiğini savunuyorum.)

2. en büyük farkı ise bir dönemde verilen ders sayısında görebiliriz. Özellikle ODTÜ, Koç, Boğaziçi gibi kurumlarda, ve özellikle moleküler biyoloji bölümlerinde, dönem içinde daha az sayıda (bu iyi bir şey) ders veriliyor ve öğrenciler istedikleri alana daha kolay hakim olabiliyorlar. Bilgiyi öğrenmeye vakitlerinin olmasına ek olarak bu durum not ortalamasına da yansıyor.

Biyoloji bölümlerinin ders yükünün 21. Yüzyılın bilimine uygun olduğunu pek düşünmüyorum. Hem bilgiyi derinlemesine öğrenmeniz çok zorlaşıyor, hem de tüm alanlarda başarılı olmanız çok zor olduğu için bazı alanlara yoğunlaşınca bu durum ortalamanıza yansıyor.

Bu ders programının bir avantajı olarak şunu söyleyebilirim: Biyolojinin birçok alanından ders aldığınız zaman, bilimsel bir soruyla uğraşırken o sorunun cevabını çok geniş sahalarda arayabiliyorsunuz ve nerelere bakmanız gerektiğini biliyorsunuz; bu durum size çok çok geniş bir oyun alanı sunuyor diyebilirim.

1.sınıf dersleri şu şekilde:

Genel kimya ve labGenel Biyoloji I ve II ve labMoleküler Biyolojiye Giriş
Genel JeolojiBiyomatematikMikroskopi Preparasyon
BiyofizikUygulamalı BiyolojiOrganik Kimya
1. sınıf

2.sınıf dersleri şu şekilde:

Sitoloji ve labTohumlu-Tohumsuz Bitkiler ve labMoleküler Biyoloji ve labMikrobiyoloji I ve II ve lab
Ekoloji ve labBitki Morfolojisi ve labOmurgasız – omurgalı hayvanlar ve labArthropoda ve lab
2. sınıf

3.sınıf dersleri şu şekilde:

Moleküler Hücre FizyolojisiMesleki Seçmeli DerslerBiyoteknoloji ve labBiyokimya I – II ve lab
Bitki Fizyolojisi ve labHayvan Fizyolojisi ve labGenetik ve lab
3. sınıf

4.sınıf dersleri şu şekilde:

Gelişim Biyolojisi I ve IIBitki CoğrafyasıMoleküler GenetikEvrim
Zoocoğrafyaİnsan Biyolojisi2 Dönem Tez dersiMesleki Seçmeli Dersler
4. sınıf

Bunlar da seçmeli dersler:

EtolojiMikroorganizmalar ve EnerjiMikrobiyal TekniklerTıbbi Bitkiler
Çevresel Etki DeğerlendirmeAdli BiyolojiOrnitolojiPalinoloji
HidrobiyolojiHistolojiMesleki İngilizce I ve IISistematik Botanik
Genel ParazitolojiİmmünolojiLikenolojiye GirişBiyolojik Mücadele
Kozmetik mikrobiyolojiBiyolojide İstatistiksel Uyg.Moleküler Biyoloji TeknikleriMoleküler Mikrobiyoloji Tek.
Mikrobiyal ekolojiAtıksu mikrobiyolojisiHücre haberleşme mekanizmalarıİnsan Gen Terapötikleri ve Rekombinant Üretimi
Bitk EkolojisiEnzimolojiBiyolojik GirişimcilikTıbbi mikrobiyoloji
Kanser BiyolojisiMikolojiAdli EntomolojiBiyoinformatiğe Giriş
Oksidatif StresBalık BiyolojisiBitki Genetik MühendisliğiMoleküler Biyoteknolojiye Giriş
Genetik ToksikolojiBitki Büyüme FizyolojisiToprak Bitki İlişkisiBiyolojik Antropoloji
Böcek EkolojisiKoruma BiyolojisiKlinik Biyokimyaİnsan Genetiği
EmbriyolojiBitki BiyoteknolojisiMoleküler Gelişim BiyolojisiMikotoksinler
Tıbbi ParazitolojiAkuakültürHayvan ToksinleriGıda Mikrobiyolojisi
HidrobotanikMikrobiyal BiyoteknolojiÇevre BiyolojisiMoleküler Mikrobiyoloji Teknikleri
Moleküler Mikrobiyal EkolojiBiyofotografiEndüstriyel BiyoteknolojiEndokrinoloji
Bitki Teşhis ve Herbaryum  Yöntemleri
Seçmeli dersler

Ne kadar “moleküler” düzeyde bilgi öğreniyorsunuz?

Cemre: Bizim bölüm direk bilgileri moleküler düzeyde öğrenmemiz amaçlandığı için, bütün dersleri çok detaylı bir şekilde görüyoruz. Özellikle biyokimya ve hücre biyolojisi derslerinde bunu çok net bir biçimde anlayabilirsiniz. Bir olayın, sinyal yolağının, enzimatik tepkimenin nasıl olduğu orada rol alan atomlara kadar öğreniyoruz.

Nedim: 1.sınıfta kimya ve organik derslerinde moleküllerin etkileşimlerini, tepkimelerini (sentezlerini vb.) ve özelliklerini (örneğin, geometrilerini ve bunun sonuçlarını) görüyoruz. Moleküler biyoloji giriş dersinde santral dogma olayının tüm aşamalarını, her aşamasında yer alan moleküllerin yapılarını ve görevlerini tek tek inceleyerek görüyoruz. Sitoloji dersiyle hücre içerisindeki yapıları ve moleküler etkileşimleri öğreniyoruz. Moleküler biyoloji dersinde başlıca protein sentezi ve sentez sonrası modifikasyonlar, gen ifadesi ve gen yapısı, hücre zarının ve organellerin moleküler bileşenleri ve bunların etkileri konularını görüyoruz.

Moleküler hücre fizyolojisi dersinde bir hücrenin haberleşmesi nasıl olur, hangi moleküller görev alır ve bu moleküllerin yapıları nasıldır, bunları öğreniyoruz. Genetik dersinde temel Mendel genetiği ve Mendel genetiğine uymayan durumları öğreniyoruz. Biyokimya dersimizde 1. dönemde, aminoasitlerin, proteinlerin, lipitlerin ve karbonhidratların biyokimyasal yapılarını detaylı inceliyoruz. Örneğin, karbonhidrat çeşitleri arasındaki farklılıklar, bağ özellikleri, aminoasitlerin alt grupları ve bunların yan gruplarının özellikleri; bu etkilerin fonksiyona yansıması, gibi.

2. Dönemde ise protein metabolizmasını, lipit metabolizmasını, karbonhidrat metabolizmasını ve bu yollarda görev alan molekülleri oldukça detaylı şekilde görüyoruz. Konu içerikleri Lehninger Biyokimya kitabından ilerliyor. Sonuç olarak, gerçekten oldukça moleküle düzeyde bilgilerle ilerlediğimizi söyleyebilirim.

Ek bilgi: Her okulun moleküler düzeye inmeye verdiği ağırlık farklılık gösterebilir. Tüm biyoloji bölümlerini aynı olarak değerlendirmemenizi tavsiye ederim.

Lab dersleriniz var mı? MBG’de öğretilen plasmid klonlama, western, immunocytochemistry gibi şeyler öğretiliyor mu?

Nedim: Derslerimizin neredeyse tamamının laboratuvar dersleri ayrı olarak veriliyor, yani kendi değerlendirme sınavları ve finalleri mevcut. Bu derslerde, temel moleküler biyoloji tekniklerinin çok büyük kısmı gösteriliyor. Makromoleküllerin izolasyonunda ve analizinde (örneğin saflık analizi, miktar analizi, fonksiyon analizi gibi) kullanılan yöntemler, görevli kimyasallarla ve cihazlarla beraber detaylıca anlatılıyor, uygulama yapılıyor. Her konu için ayrıca rapor hazırlanıyor.

Biyoteknoloji dersinde ise temel bir plazmit yapısı, bunun gen aktarımında kullanılışı ve aktarım yöntemleri anlatılıyor, uygulama yaptırılıyor. Mikroskopi ve preparasyon dersinde ise sitolojik bazı başka analizler (ELISA, MTT, Monoklonal Antikor teknolojisi, gibi). Bu konuları daha detaylı öğrenmek isteyenler için mesleki seçmeli derslerde “moleküler biyolojide teknikler” “moleküler mikrobiyolojide teknikler” ve “insan gen terapötikleri ve rekombinant üretimi” gibi dersler mevcut.

Hocalar staj ya da iş bulma konusunda teşvik ediyor mu?

Cemre: Bizim okul için konuşuyorum, mezunlar daha çok akademiye yöneldiği için iş bulma konusunda yardımcı olup olmadıklarını bilmiyorum. Ama staj ya da yüksek lisans için okul seçimi gibi konularda kesinlikle fikir veriyorlar. Hatta bir hocam benim başvuracağım okulları beğenmeyip, kendi tavsiye ettiği bir okulun sitesine girip benim çalışmak istediğim alanda hoca var mı diye bütün kadroya teker teker gözümün önünde baktı.

Nedim: Bu soruya gönül rahatlığıyla “evet” diyebilirim çünkü kapısını çaldığım hocalarımın büyük çoğunluğu bana ve arkadaşlarıma staj konusunda her zaman yol gösterdiler. Buradan hepsine çok teşekkür ediyorum. İş konusunda işe diyebileceğim pek bir şey yok çünkü onların da yapabilecekleri pek bir şey yok. Şirketler belli, şartlar belli. Eğer gerçekten kaliteli bir öğrenciyseniz, kendi bağlantıları olan şirketler için size referans olabiliyorlar. Bunu yapan hocalarım da oldu.

O yüzden, üniversitelerin birçoğunda hocalarımız (hepsi olmasa da çoğu) staj sürecinde yol gösteriyorlar; kendi bağlantıları olan hocalarla iletişim kuruyorlar. Benim şahit olduklarım ve dinlediklerim bu şekildeydi. Son olarak, iş dünyasında nelerle karşılaşabileceğimizi, sınıfta öğrenilenlerle mesleki gereklilikleri nasıl karşılayabileceğini anlatan hocalarınız mutlaka oluyor.

Araştırma metodu, deney yapmayı öğrenebileceğiniz, staj yapabileceğiniz lablar var mı?

Cemre: Bizim haftalık lab derslerimiz bizim deney öğrenmemiz için tasarlanmış öğrenci lablarında yapılıyor. Onun dışında, ben mezun olduktan sonra gelen birkaç tanesinden emin değilim, bütün hocalarımızın kendi araştırma labları var ve lisans okurken stajyer olarak girip bir şeyler öğrenebiliyorsunuz.

Nedim: Bizim bölümümüz için örnek verecek olursam bölümümüzde
1- Ders laboratuvarları,
2- Öğrenci Araştırma laboratuvarları,
3- akademisyenlerin kendi laboratuvarları olmak üzere 3 tipte laboratuvar mevcut. Ders laboratuvarlarımızda haftalık uygulama derslerimizi görüyoruz. 2. Grup laboratuvarda ise çoğunlukla ortak cihazların yer aldığı (UV, Ultrasantrifüj, Spektrofotometri cihazı, gibi) çalışmalar yapılıyor. 3. grupta ise hocalarımız kendi çalışmalarını yürütüyorlar.

Lisans eğitimi sırasında belirli teorik altyapıyı oluşturduktan sonra 2 ve 3.gruptaki laboratuvarlara katılabiliyoruz. Bunu bir nevi rotasyon olarak yapmamız kesinlikle mümkün. Örneğin, ben 2. Sınıfın 2. Döneminde bir hocamın yanında mikrobiyoloji çalışmaları yapmaya başlamıştım. Sonra mikrobiyolojinin bana çok uygun olmadığını fark ettim ve başka bir hocamla devam ettim. Hocalarımız bu konuda bizleri teşvik ediyorlardı. 2. Sınıf itibarıyla laboratuvarlara girmek için hocalarımız ile konuşabiliyoruz. Hatta bazı laboratuvarlara (uygun olan) 1. Sınıf itibarıyla bile katılabiliyorduk.

Tabii burada olay bu laboratuvarlara girmek değil; girdikten sonra neler yaptığınız. Burada da kilit nokta tamamen laboratuvarın sorumlu hocası oluyor. Size şahsen öğretmeye zamanı olmasa da sizinle ilgilenecek bir üst sınıf öğrencisini size yönlendirirse şanslısınız demektir. Böylece oradaki deneyleri öğrenebilir, zamanı gelince uygulayabilirsiniz. Bir laboratuvarda belirli bir süreden fazla kalınca, özellikle yeni bir projenin yazım sürecine denk gelirseniz gerçekten de bilimsel araştırma ve deney yapma yollarına dair güzel fikirler edinebiliyorsunuz.

Biyoloji mi MBG mi ülkede daha fazla saygı görüyor, hangisinin daha çok iş imkanı var?

Cemre: Bence MBG daha çok saygı görüyor çünkü biyolojiye kıyasla yeni açılan bir bölüm olduğu ve nispeten çoğu mezun araştırmaya devam ettiği için biyoloji mezunlarının yüzleşmek zorunda kaldığı “işsizlik ya da başka iş yapma” problemini ile bu kadar yaşamıyoruz. Ama genele baktığımızda ikimize de ne kadar saygı duyuluyor, tartışılır 🙂

Nedim: Resmiyette ülkemizde bir biyoloji bölümü mezunu ile moleküler biyoloji mezununun başvurabileceği pozisyonlar arasında fark bulunmuyor. Meslek tanımında iki bölüm mezunu da “biyolog” olarak yer alıyor. İş başvurusu ve kabulü konusunda ise bence iki bölümünde kendine has özellikleri var. Örneğin, özel sektör biyoteknoloji firmalarında MBG mezunları bir avantaj sahibi olabilirler çünkü oralarda kullanılan yöntemleri her biyoloji öğrencisi detaylı öğrenmiş olmuyor (bölüm bu imkanı sunsa bile). Dolayısıyla işverenler kişinin özgeçmişinde o tekniklere yönelik belirli bir deneyim görmezlerse, bölümü dolayısıyla o teknikleri öğrenmiş olacağını düşündükleri kişiye öncelik verebiliyorlar. Fakat biyoloji okuyorsanız ve başvuracağınız iş konusunda yöntemleri biliyorsanız bunu CV’nizde belirtmeniz bu farkı kapatacaktır diye düşünüyorum.

Ek olarak, biyolojik bilimler üzerine yapılan çalışmalar sadece moleküler çalışmalardan ibaret değildir. Ekoloji çalışmaları, zooloji çalışmaları, botanik çalışmaları, geri dönüşüm çalışmaları, mikrobiyoloji çalışmaları ve daha birçok (yukarıda verdiğim tablodan bir değerlendirme yapabilirsiniz) alan biyoloji bölümünün doğrudan eğitim ve çalışma alanına girmektedir. Bu tarz alanlara başvuru yapacak kişilerin biyoloji çıkışlı olmaları da onlara bir avantaj sağlayacaktır.

Ülkemizde 2 bölümün mezunlarının da iş alanları çok kısıtlıdır ve işverenlerce sunulan çoğu şartlar da oldukça yetersizdir. Dünya genelinde ise iki bölüm mezunlarının da iş imkanları (diğer birçok parametreye bağlı olmakla beraber) çok daha geniştir. Devlet konusunda iki bölüm mezunlarının da bir avantajı ne yazık ki yok. Bu konuya hiç girmek istemiyorum…

Saygı görmek konusunu şöyle yorumlayabilirim: Ben buna saygı duymak demiyorum; havalı bulmak, diyorum. Ülkemizde hiçbir meslek grubuna saygı duyulduğunu düşünmüyorum. Türkiye’de mesleklerimizin sadece parasına ve hiyerarşik gücüne bakılıyor. Ülkemiz insanı etiket konusuna gerçekten çok önem veriyor ve etikete bakarak yapılan ayrımcılık toplum olarak iliklerimize kadar işlemiş durumda. Bunu kırmak zorundayız. Katıldığım çoğu kongre ve etkinlikte MBG öğrencisi arkadaşlara bile bu durumun böyle olmaması gerektiğini anlatamadım. Bu üzücü bir şey. Hatta kendi ailemden bile “ MBG okuyor” diyenler olmuştu biyoloji demek istemedikleri için. Üstelik biyoloji tamamen benim tercihimdi. (Tabii sonra bu durumu çok güzel değiştirdim. Şimdi gururla söylüyorlar ama bunun hiçbir önemi yok artık. Burası başka bir konu)

Hocaların biyoloji bölümüne olan tutumu nasıl? Diploma alıp işsiz kalmaya normal mi bakıyorlar, yoksa gerçekten bir şey öğretmeye hevesliler mi?

Cemre: Kesinlikle -öncelikle- araştırma bazında bizi sürekli iyi yerlerde araştırma yapacağımız, eğitim alacağımız konusunda cesaretlendiriyorlar. İş imkanı olarak da özellikle birkaç hocamız çok daha farklı alanlar kayabileceğimizi (klinik araştırma gibi) sürekli hatırlatıyorlar. Bizim okuldan ilaç sektöründe çalışan Talya ile yaptığım röportaj için buraya tıklayabilirsiniz.

Nedim: Bu soruya “biyoloji bölümü hocaları” şeklinde bir genelleme yapamayız. Lisans eğitimim sırasında biyologlarla alakalı resmi bir dernekte 4 yıl geçirdim ve bunun sayesinde Türkiye’nin çok farklı üniversitelerinin biyoloji, moleküler biyoloji ve genetik bölümlerinden arkadaşlarım oldu. Yaptığımız sohbetlerde fark ettim ki biyolojik bilimlerde eğitim alanların işsizlik sorununu normal karşılayan, bunun öğrencilerin suçu olduğunu düşünen çok sayıda eğitmen var. Toz pembe bir tablo çizersem yalan söylemiş olurum.

Buna karşın, öğrencilerin ilk yıllarından itibaren onları bu sorunlara karşı hazırlamaya çalışan, farkındalık katmayı hedefleyen eğitmen sayısı da bir hayli çok. Bu sebeple, hangi okula, hatta hangi bölüme giderseniz gidin, bu iki gruptan da hocanız mutlaka olacaktır. Benim hocalarımın çoğu ilk yıldan itibaren bizleri bu durumlara hazırlamaya çalıştılar. Öğrettikleri şeyleri akademide ve iş dünyasında nasıl kullanacağımızı da anlatarak aktarmaya çalıştılar. Tabii bunları değerlendirip değerlendirmemek bir yerden sonra bireyin kendisine kalıyor.

Biyoloji okuyup yüksek lisansı MBG’de yapmak mantıklı mı?

Cemre: Bence çok mantıklı. Hem farklı alanlarda eğitim almış ve farklı bir temele sahip olmanız sayesinde araştırma sorusuna başka açılardan bakabilir ve bunları kombinleyebilirsiniz, hem de olayı çok daha geniş bir çerçeveden değerlendirebilirsiniz. Ayrıca Nedim’in dediği gibi biyoloji de MBG’deki araştırma yöntemlerini öğretiyor, önemli olan bunları bilip bilmediğiniz ve nasıl kullandığınız.

Nedim: Kesinlikle mantıklı. Biyoloji eğitiminiz sırasında 2 tip eğitim ile karşılaşabilirsiniz. 1. Seçenek olan ve aynı zamanda en yaygın olan seçenekte 4 yıllık eğitiminizin 4 yılında da temel ve genel biyoloji derslerini görürsünüz, bölümünüzdeki tüm ana bilim dallarından zorunlu olarak dersler alırsınız. Öğrencinin ileride çalışmak istediği alana yönelik daha detaylı bilgiler alabilmesi için ise 3. sınıf itibarıyla mesleki seçmeli dersler başlar. Bu mesleki seçmeli dersler ile dilediğiniz ana bilim dalından “ileri seviye” dersler alabilirsiniz. Dolayısıyla moleküler biyoloji ve genetik alanında yapacağınız yüksek lisansın temellerini lisans sırasında oluşturmakta herhangi bir zorluk yaşamazsınız.

Şunu da belirtmekte kesinlikle fayda var: Moleküler biyoloji ve genetik ile biyoloji bölümleri arasında çok keskin bir fark bulmanız çok zor. Dilediğiniz herhangi bir üniversitenin (Evet, Koç, Sabancı, Bilkent de dahil) moleküler biyoloji ve genetik yüksek lisans ya da doktora programına bakarsanız oralarda eğitim gören çok sayıda biyoloji mezunu bulabilirsiniz. Sonuç olarak, bu konuda bir eksiklik yaşayacağınızı düşünmüyorum. Bu, sizin yönelimlerinizi ne zaman belirlediğinize ve onlara yönelik neler öğrendiğinize bağlıdır.

Mezunların hangi okul / alanlarda yüksek yaptığını biliyor musun?

Cemre: Bizim mezunlar yurt içinde genelde Koç, Sabancı, Acıbadem gibi okulların moleküler biyoloji programlarında yüksek lisans yapıyor. Doktoraya gidenler ise ya Amerika’da başarılı tıp fakültelerinde PhD eğitimi alıyorlar, ya da Avrupa’da Max Planck gibi başarılı enstitülerde alıyorlar. Yurt dışında doktora yapan başarılı mezunlarımızla yaptığım birçok röportaj var, onların en sonuncusunu buradan okuyabilirsiniz. Yazının sonunda diğer röportajları da bulabilirsiniz.

Nedim: Öncelikle, biyoloji mezunu olarak kabul alabileceğiniz okullar tamamen size bağlıdır. Elbette ki eğitim aldığınız okulun ve referanslarınız etkisi yadsınamaz fakat biyoloji bölümü mezunu olmanız (özellikle de Avrupa ve Amerika’da) büyük bir fark yaratmayacaktır. Başlangıç olarak, şahsen tanıdığım ve saydı duyduğum iki hocamı örnek vermek isterim. Dr. Kutay Deniz Atabay, Anadolu Üniversitesi biyoloji bölümü mezunudur ve uzun yıllardır çalışmalarına MIT’de nörobiyoloji alanında devam etmektedir; aynı zamanda uzay şartlarının canlıların genetiğinde nasıl değişiklikler yaptığını takip etmeyi amaçlayan bir NASA projesine de (Genes In Space projesi) mentorluk yapmaktadır. Dr. Berna Sözen, Akdeniz Üniversitesi biyoloji bölümü mezunudur. Doktora ve doktora sonrası çalışmalarını Cambridge, CalTech gibi çok saygın üniversitelerde tamamlamıştır ve şu an Yale Tıp Fakültesi bünyesinde genetik dalında, gelişim biyolojisi üzerine araştırmalar yapacak bir laboratuvar kurmuştur.

Yüksek lisans yapabileceğiniz alanlara gelirsek:

Moleküler biyoloji (ve tüm alt dalları), biyokimya ( ister kimya bölümünde, ister tıp fakültelerinde, isterseniz biyokimya bölümünde ya da eczacılıkta. Hepsine giriş hakkınız var.), genel biyoloji, biyoinformatik, embriyoloji, bitki biyolojisi, hayvan biyolojisi, insan biyolojisi, hücre biyolojisi, genetik, kriminoloji  ve daha buraya yazmaya satırların yetmeyeceği, biyolojiyle alakalı tüm alanlar. Bu alanlardan hangisinde ilerleyeceğiniz tamamen sizin lisans sırasındaki yönelimlerinize ve ilgili derslerdeki başarılarınıza bağlıdır. İlgi duyduğunuz laboratuvarlar varsa onların sayfalarını ziyaret ederek laboratuvardaki kişilerin bilgilerini incelemenizi öneririm.

ODTÜ dışında Ankara-Hacettepe gibi okulların Biyoloji bölümlerinin yetkinlikleri nasıldır?

Cemre: Benim çok fazla bilgim ya da sorabileceğim tanıdığım olmadığı için net bir cevap vermem mümkün değil, ama bunların hepsi başarılı, oturmuş, köklü, yıllardır mezun veren okullar. Kişinin kendini geliştirebileceği bir ortamın olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir yerden sonra okulun bir önemi kalmıyor, iş öğrencinin kendine ne kattığında oluyor.

Nedim: Başka kurumlarda şahsen eğitim almadığım için çok detaylı bir cevap vermeye çalışmam doğru olmayacaktır fakat 3. soruda söylediğim gibi lisans eğitimim sırasında çok sayıda farklı üniversiteden biyoloji bölümü+ moleküler biyoloji ve genetik bölümü öğrencisiyle arkadaş olma fırsatı buldum. Onların bana aktardığı ve benim görebildiğim kadarıyla bazı istisnai kurumlar hariç eğitimler arasında çok büyük bir yetkinlik farkı olmuyor. Yetkinlik farkı temel olarak şu konularda görülüyor:

Ankara, Hacettepe, Gazi, Marmara gibi yerlerde bölümlerin nispeten oturmuş bir kadrosu oluyor. Oturmuş bir düzen araştırma süreçlerinin işleyişi bakımından avantaj olabiliyor. Oturmuş bir düzen aynı zamanda akademik kadronun deneyimini de artırıyor. 2. bir avantaj olarak, yurt dışında eğitim aldıktan sonra Türkiye’ye dönüş yapacak hocalarımız bu kurumları diğer okullara kıyasla bu kurumları daha çok tercih edebiliyorlar (bu tamamen şahsi görüşüm).

Yukarıda adı geçen okullarımızın BAP (bilimsel araştırma projesi) birimleri de oturmuş oluyor ve ödenek konularında büyük sıkıntılar yaşama ihtimalleri daha az oluyor. Bu da yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin çalışmalarını daha rahat yapabilmelerini sağlıyor.

Bir diğer faktör olarak, bu okullarımızı tercih eden öğrenci arkadaşların profilleri üniversite sıralaması yönünden birazcık daha iyi olabiliyor. Bu da dönem içerisinde muhatap olacağınız arkadaşlarınız arasında gerçekten biyoloji eğitimi almak için gelmiş kişi sayısının daha çok olma ihtimalini artırıyor. (Not: Üniversite sınavını hiçbir zaman tek başına bir başarı kriteri olarak değerlendirmedim. Sadece, eğitim alma isteğiyle olan bağlantısı olduğunu kabul ediyorum ve daha başarılı olma potansyeli olan insanları da bir araya getirmede kısmen yer aldığını düşünüyorum. Çok ufak bir yer)

Sonuç: Birkaç üniversite dışında diğer okullarımız arasında çok büyük imkan ve yetkinlik farkı olduğunu düşünmüyorum. Ne demek istediğimi detaylı anlamak isteyen arkadaşlarım merak ettikleri bölümlerin sahip oldukları patent bilgilerine, akademisyenlerinin yayın bilgilerine ve atıf bilgilerine, güncel olarak dahil oldukları projelere Google’den erişebilirler.

Biyoloji kazanıp MBG’ye yatay geçiş yapma fikri nasıl?

Cemre: Bu tamamen sizin nasıl bir eğitim almak istediğinize bağlı. Moleküler biyoloji alanında ilerlemek istiyorsanız, doğru bir adım olabilir. Böylece genel dersleri daha geniş kapsamlı öğrenmiş, “moleküler” dersleri de daha detaylı öğrenebilirsiniz. Ama örneğin ekoloji alanında ilerlemek istiyorsanız, biyoloji daha mantıklı olabilir. Yine de, çok başarılı olmayan bir okulun biyolojisinden çok başarılı bir okulun MBG’sine geçme şansı size tanınırsa, bence bu şansı geri tepmeyin 🙂

Nedim: Buna doğru ya da yanlış diyemem. Kişinin kendi amaçlarına bağlı olduğunu düşünüyorum. Yukarıda bahsettiğim gibi biyoloji bölümlerindeki gereksiz ders yükü sizi detaylara inmekten alıkoyabiliyor. Detaylara inerken çok çok zaman kaybedebiliyorsunuz ve bu arada sevmediğiniz konular size ortalama yönünden dezavantaj sağlayabiliyor. Bu kısımlar düşünüldüğünde MBG yatay geçişini mantıklı bulabilirim. Biyolojinin sunduğu perspektif avantajını ise şahsen kaybetmek istemezdim. Eğer öğrenci konulara bütüncül bir yaklaşımla bakması gerektiğini öğrenmişse bence MBG’ye geçiş mantıklı olabilir. 

MBG’den fazlanız ya da eksiğiniz olduğunu gözlemledin mi?

Cemre: Bazı biyoloji bölümleri, bazı MBG’lerden akademik olarak daha başarılı olabilir. Örneğin, yeni açılan bir MBG seçeceğime ODTÜ Biyoloji seçebilirdim ben.

Nedim: MBG bölümüne kıyasla bir eksiklik hissetmediğimi söyleyebilirim. Bundaki en büyük faktör biyoloji 1. sınıftan itibaren çalışmalarıma moleküler düzeyde devam etmek istediğimi biliyor olmamdı sanırım. Kullandığım kitapları ve kaynakları her zaman kaliteli ve geniş kapsamlı şekilde seçmeye çalıştım.

Örneğin, okuldaki ders notlarını yüzeysel kalabilecekleri düşüncesiyle neredeyse hiç kullanmadım. Moleküler Biyoloji için Lodish, biyokimya için Lehninger, genetik için Klug ve Meneely kitaplarını, Histoloji için Pawlina, Fizyoloji için Costanzo ve Guyton, Organik Kimya için Solomon kullandım. Okulda işlenen konular her neyse, bu kitaplardan o konuyu bulup başından sonuna öğrenmeye çalıştım. MBG ile oluşabilecek açıkları temelde böyle kapatmaya çalıştım diyebilirim. 

Ek olarak, gerçekleştirdiğim farklı stajlar sırasında da MBG öğrencileriyle bir aradayken hiçbir eksiklik hissetmedim. Konuşulan dil (bilim) aynı olduktan ve bilgiye sahip olduktan sonra tüm şartlar eşitleniyor.

Biyolojinin eksikleri olarak, özellikle ders programının düzenlenmesi konusunda ciddi yeniliklere ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorum. Sadece kendi okulum adına da konuşmuyorum. Temsilciliğim sırasında diğer okullardaki temsilci arkadaşlarımdan iletilen sorunlar, bu problemin diğer biyoloji bölümlerinde de olduğunu gösteriyordu. Bu konu haricinde var olan farklılıkları bir eksiklik ya da fazlalık olarak değerlendiremeyeceğime inanıyorum. Sonuçta iki farklı bölümden söz ediyoruz. MBG’nin açılış amacı biyolojik sorunlara moleküler düzeyde bakış açışıyla yaklaşacak bilim insanları yetiştirmek.

Eğer çok genel bir yorum yapmak gerekirse, istisnai öğrencileri hariç tutarak konuşuyorum, moleküler biyoloji ve genetik çalışmalarını gerçekleştirmek konusunda MBG bölümü öğrencilerinin daha avantajlı olduklarını söyleyebilirim.  Her iki bölümün de misyon ve vizyonunu iyi analiz etmek gerekiyor; iki bölüm de çok özel avantajlara sahip. Son yorumum bu olur sanırım.

Nedim’e katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Onunla “sık sorulan sorular” tarzında bir yazı daha yazıyoruz, onu da tercih dönemi bitmeden paylaşmış oluruz 🙂

Soru sormak isterseniz, Nedim’e goncelnedim0@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir