Bir Haftada Nasıl Karatay’a Dönüştüm?

Canımın çıktığı bir final döneminden sonra hem biraz vücudum şekillensin, hem de ders çalışırken oturmaktan canım sıkıldı diye Balıkesir’e gider gitmez spor salonuna kaydoldum. Kendimden beklenmeyecek kadar iyi bir performansla devam etme gücünü bulunca; kendimi internetten diyet listeleri bakarken buldum. Tam İstanbul’a döneceğim sabah gazetede Canan Karatay’ın lahmacunu höpürdettiği malum fotoğrafı görünce de, “sen misin diyet isteyen” diyerek Karatay’ın karbonhidrat diyetine başlamış oldum.

Bkz: İşte o malum fotoğraf

Yeme annem, yeme gülüm

Pazar akşamı yolculuktan sonra yemek ararken tavuk yemeye karar verdim, ki ben hayatında hiç et arayan biri değilimdir. Güzel güzel beğendili tavuğumu yerken, beğendinin içinde resmen 2 kilo un olduğunu öğrendim, yemeğim boğazımda kaldı, diyetimi ilk öğünden bozmuş oldum. Neyse dedim, ilklerin günahı olmaz, hem yarın da pazartesi, düzene koyarım  yediklerimi. Okulun ilk günü büyük bir heyecanla acaba hangi sebzeler var diye yemek alırken bir baktım KAZANDİBİ. Hay Allahım, yapılır mıydı bu müstakbel Karatay’a! Derin bir nefes alarak gözler dolu dolu kazandibiyle vedalaştım. Akşam yemeğini de yine bir avuç tavukla geçiştirmeye çalışırken, oda arkadaşımın doğum günü pastasıyla karşı karşıya kaldım. Resmen bir gün içinde milyon defa sınanıyordum. Herkes hapur hupur çikolatalı pastayı götürürken, bağrıma taş bastım, yutkundum, o pastadan bir lokma bile almadım.


Ayrılığın 4 evresi

Ayrılığın ilişki bitimi, idrak edememe, inkar ve kabulleniş olarak 4 evresi varsa, şu geçirdiğimiz bir hafta içinde resmen dördünü de yaşadım. İlk günler gayet rahat “ne var bunda, tamam makarna yemiyoruz” derken, işin ciddiyetini fark ettim; meğer benim bütün hayatım makarna ve türevleriymiş. Ben ne balık ne et yerim, resmen aç kaldım. Diyetimin 4. gecesi resmen yattığım yerde kriz geçirdim, elimde yemek sepeti bir o sushici bir o burgerci dolaştım, en sonunda ağlaya ağlaya telefonu fırlattım, oda arkadaşlarım zor sakinleştirdi. Bugünlerde ise kabullenme evresinin sonuna geldim; eskiden görünce dayanamadığım cheesecakelerin, “Allah neler yaratıyo” diye yediğim burgerlerin kokusu bile midemi bulandırmaya başladı. Canımın neler istediğini yönetebilmeye başladım, miskinlikten kendimi nereye atsam diye düşünmüyorum da artık. Karbonhidratı kesince resmen enerjim arttı, kendimi bahar aylarına gelmiş bal arısı kadar enerjik hissetmeye başladım. Spring Break’i bırak, Mart’a kadar devam etsem dağları delicem sanırım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir