2019’dan Tek Beklentim: SAĞLIK #4 – MUTLU SON

Son yazımda “umarım bu yazı dizisinin bir sonraki yazısı şükür yazısı olur” demiştim. Sonunda, bir yıldan sonra, bu yazı serisinin başlığındaki dileğimin gerçek olduğunu büyük bir gururla paylaşıyorum ve göğsümü gere gere söylüyorum ki ben kanseri yendim! <3 Teşhisimin ne kadar uzun sürdüğüne, kemoterapilerime, ameliyatlarıma, ışın tedavime, yemek borumun yanmasına, hepsine siz de benimle beraber şahit oldunuz. Bu yazıda da artık size fiziksel olarak yaşadıklarımı değil, bu sürecin bana neler öğrettiğini anlatmak istiyorum.

Kemoterapimin son günü kutlaması 🙂

2019’un başında ilk tümörümün patoloji sonucu kanser geldiğinde ve bu beklenmeyen bir şey olduğu için sürekli art arda çekimlere girmek ve neredeyse iki günde bir şehirlerarası yolculuk yapıp hastanelere gitmek zorunda kalmıştım. Bu beni biraz şoka sokmuştu, benim müdahalem dışında birsürü şey oluyor ve ben “gel” diyorlar gidiyorum, “şunu çektir” diyorlar çektiriyorum; kendimi çok ani gelişen ve çok koşturma gereken bir olaylar zincirinde bulmuştum. Bu süreçte kendimi biraz kapatmayı düşünmüştüm, sosyal medyayı kapatmak –yazı yazmamaktan falan bahsediyorum. Çünkü sürekli bir şeyler değişiyor ve ben zaten hiçbir şeye psikolojik olarak yetişemiyorum, bir de bunu insanlara açıklama, sesli ifade etme derdi vardı, bundan kurtulmak istedim. Bir yandan kabuğuma çekilmek istiyorum, ama bir yandan da insanlardan destek gelsin istiyorum. İyi ki de kendimi kapatmamışım, tahmin ettiğimden çok çok fazla destek aldım ve içime atacağıma oradan paylaştım bazı şeyleri.

Pembe peruğumu aldığım gün

Artık 4 Şubat’ta (Dünya Kanser Günü aynı zamanda) “hemen kemoterapiye başla” dediklerinde bile aslında ne olduğunu hala idrak ettiğimi söyleyemem. Sadece kendime şunu söyleyip duruyordum: “Bu insanlar şu an seni iyi etmek için uğraşıyor, ne derslerse yap ve her ne olursa olsun tedavisi var, ilacını alacaksın ve geçecek. Seni iyileştirmeden bırakmayacaklar”. Gerçekten de doktorlarıma inanılmaz fazla güveniyordum, hala da Türkiye’de ameliyatlarımı onlardan daha iyi yapacak birileri olduğunu düşünmüyorum.

PET sonucum temiz çıktığı gün 🙂

Mesala ilk ameliyatımdan önce Baltalimanı Kemik Hastanesi’ni düşünmüştüm ama orası yerine Uludağ’daki Göğüs Cerrahım Cengiz Hoca’ya ameliyat oldum. Çekimlerimizi götürdüğümüz gün demişti ki “Cemre, Baltalimanı’na da gitsen seni bana yönlendireceklerdi”. Ya da ikinci ve üçüncü ameliyatlarımı yapan Ortopedist Ufuk Hoca’nın, “ben omurga tümörü cerrahıyım, bunu benden başka kimse yapamaz” demesi benim için çok büyük bir güven kaynağı olmuştu.

Uzun saçlı son fotom

“İyileşecek hastanın doktor ayağına gelir” derler ya, resmen öyle oldu doktor seçimlerim. Seçimlerim dedim ama bir tek Cengiz Hocayı ben seçtim aslında. Kemoterapi verecek Onkologum Türkkan Hoca’ya gitmemi Cengiz Hoca söyledi, Ufuk Hoca’dan randevuyu yine bana sormadan Cengiz Hoca aldı. Işın almam gerektiğinde Ufuk Hoca “ışın alman gerek, Kayıhan Hoca’dan randevu al” diye daha ben hastaneden taburcu olmadan söyledi. İkinci kemoterapim için, Türkkan Hoca arkadaşı Nilüfer Hoca’yı bizzat yanımda arayıp “sana böyle bir hasta gönderiyorum, şu ilaçlara başlayalım” dedi. Ve bu insanlara ulaşmanın, onlara muayene olmanın aslında ne kadar zor olduğunu anladım koridorlarda hastaların konuşmalarından. Ama ben hiçbiri için uğraşmadım, resmen alanında en iyileri beni kendi aralarında paslaştılar. Evet iğrenç bir tümörüm vardı, en agresiflerden biriydi ama evrenin bütün bağları iyi olmam için uğraşıyordu.

İlk kemo günüm ve lise arkadaşlarım

Gerek doktorlarım sayesinde, gerek etrafımdaki insanların desteği sayesinde kendimi bir an bile yalnız hissetmedim. Tabi Pet’ten önceki son bir haftam hariç, o hafta inanılmaz bir depresyon yaşadım, sanki bir yıldır girmediğim depresyon bir hafta boyunca bedenimin her hücresine işledi. Tam olarak şöyle hissediyordum: Bir futbol maçını 90 dakika boyunca pür dikkat izler, nasıl geçtiğini anlamazsınız ama uzatmalardaki o 3 dakika sanki size 300 dakika gibi gelir.

İkinci kemoterapim sırasında

Bu son haftam dışında, birsürü insan bana destek olmaya çalıştı ve bu bana çok iyi geldi. Uludağ Tıp’ta okuyan lise arkadaşlarım, kemoterapi aldığım her gün yanıma geldiler. Çekimlerime bakıp bana moral vermeye çalıştılar. Okuldan hocalarım aradı, burada yazımı okuyan birsürü değerli okuyucum “kendime seni örnek alıyorum, dayanmaya devam et” diye mail attı. Hayatımda bir kere bile görmediğim insanlar “fotoğrafını instagramda rastgele gördüm, çok neşeli birine benziyorsun, umarım iyileşirsin” diye dua etti. Şunu gözlemlemiş ve öğrenmiş oldum: desteğin kimden ve nasıl geleceğini asla tahmin edemezsiniz. Instagramda birbirimizi takip ettiğimiz ama çok da içli dışlı olmadığımız bir yığın insanın “sana bir şey yazamadım ama hep takip ettim, hep Cemre bir şey koymuş mu diye instagrama baktım” dediğine şahit oldum ben. Ve sadece bir iki kişiden bahsetmiyorum. İnsanlara karşı önyargılı olmamayı öğrendim.

Bu arada bir de mezun oldum!

Evet yazmalarını beklemediğim insanlar yazıyordu, ama kesinlikle yazmayacağından emin olduğum insanların arayıp sorması beni daha çok şaşırttı. Yıllardır küs olduğum, görüşmediğim insanların “keşke böyle olmasaydı, ne zaman istersen yanındayım” demeleri benim için çok çok değerli. Şaşırdığım başka bir şey ise, kardeşim saydığım bazı insanların bir kere bile arayıp sormamaları. “Mutlaka şu gün ziyarete geliyorum, her gün arayacağım” diyen kankalarım sırra kadem bastı. Bazılarına “neden beni aramıyorsun” dedim, aldığım cevap “haklısın, hata ettim”den sonra hala bugüne kadar süren koca bir sessizlik. Gerçekten çok insan kazandım ve sadece birkaç insan kaybettim. Anlaşılan onlar benim kanserli arkadaşlıklarımmış ve kemoterapi bu arkadaşlıkların da ölmesini sağlamış. İlişkilerimi ve vücudumu daha sağlıklı yaptığın için teşekkür ederim kemoterapi.

Kemoterapi gününe geldiğinden, törende alabilmek için kemomu ertelediğim diplomam <3

Ben bu yolda 2 kaburgamı, 3 omurum, bacağımın bir kemiğini ve sol elimin iki parmağımın kabiliyetlerini kaybettim ama gerçekten şükrediyorum, bir yılda bunu halledebildiğim için. Şükrediyorum çünkü tek başıma yataktan kalkabiliyorum, artık yanımda ağrı kesici-bulantı ilacı-poşet taşımıyorum. Siz de şükredin, tek başınıza ayakkabınızı bağlayabildiğiniz için, tuvaletten sonra kıyafetlerinizi toparlayabildiğiniz için, insanlara sarılınca canınız yanmadığı, kahkaha atarken birden acıdan gözünüzden yaş gelmediği için. Ve en çok da tararken kırılabilen saçlarınız olduğu ve cımbızla alırken acıtsa da kaşlarınız olduğu için. Son olarak; boynum, koltuk altım, göğsüm, sırtım ve bacağımdaki yaraları her gördüğünüzde de benim için mutlu olun. Umarım birilerine umut, tutunacak güç olabilirim. Ben küçücük bedenimle bunları atlattıysam, siz de her şeyin üstesinden gelirsiniz, gelirim, gelebiliriz.

Yanımda olan, en ufak bir sözü beni motive eden herkese çok teşekkür ederim. Bu yazı bu konudaki son yazı olsun diye çok istemiştim, oldu da. 2019 beklentim yerine geldi artık sağlıklıyım, mission completed.

PET sonucum ve hastanem

Bu yıl neler yaşadığımı okumak isterseniz,
2019’dan Tek Beklentim: SAĞLIK #3
2019’dan Tek Beklentim: SAĞLIK #2
2019’dan Tek Beklentim: SAĞLIK

1 Yorum

  1. yazdıklarını gözyaşları içinde okudum. İmkanım olsa kocaman sarılmak isterdim. Her şeye rağmen mücadele etmen ve böylesine güzel bir insan olduğun için kendinle gurur duymalısın. Ben de moleküler biyoloji ve genetik okumak istiyorum. Neredeyse tüm yazılarını okudum. Yeni yazılarını da sabırsızlıkla bekliyor olacağım. Kendine çok iyi bak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir